Anneannem geldiğinde bizde yediğimiz mütevazi yemek masamız.

Menümüzde Kıymalı tarhana çorbası, Fırında sebzeli levrek  ve salata vardı…

Kıymalı tarhana çorbası Tarifi için tıklayınız..

Fırında sebzeli levrek. Tarifi için tıklayınız

Balığın yanında olmazsa olmaz salata.. Tarifi için tıklamanıza gerek yok  çünkü bildiğimiz salata işte :):)

Reklamlar

Kümpet pasta

Ben yıllardır yaptığım tarifimi kaybetmenin üzüntüsüyle nette dolaşırken karşıma bu tarif çıktı olurmu olmazmı derken denedim ve harika oldu.

Kümpet pastanın riskli yanı ters çevirdiğinizde dağılması yığılmasıdır fakat bunda resimde de gördüğünüz gibi yığılma olmadı tadıda harikaydı 🙂

Tarifi :  http://yesilkivi.com dan aldım.Ama resimler benim pastama ait 🙂

 

MALZEMELER:

@ 4 yumurta

@ 1 su bardağı un

@ 1 su bardağından bir parmak eksik şeker

@ Yarım paket kabartma tozu ( ben 1 paket kullandım)

@ 1 yemek kaşığı kakao ( ben 2 yeme kaşığı koydum daha koyu olsun diye)

@ 1 paket vanilya
KREMASI İÇİN:

@ 1 litre süt

@ 5 yemek kaşığı şeker ( birdahaki sefere 6 veya 7 yemek kaşığı koyacağım şekerli olsun biraz diye)

@ 5 yemek kaşığı mısır nişastası (ben 6 kaşık kullandım)

@ 5 yemek kaşığı hindistancevizi

@ Ben birazda damla çikolata kullandım

ÜZERİ İÇİN

@ Bir paket çikolata sos ve süt

YAPILIŞI:

Yumurta ve şekeri beyazlaşana kadar çok iyi çırpıyoruz. (ben robota koydum ve yarım saate yakın çırptım)

Kuru malzemeleri elekten geçirerek ilave ediyoruz.

Tahta kaşık kulllanarak hafiften malzemeler özleşene kadar karıştırıyoruz.

26 cm lik yağlanmış kelepçeli kalıba hamuru boşaltıp 150 dereceli fırında pişiriyoruz.

Bu arada süt, nişasta ve şekeri sürekli karıştırarak bir-iki taşım kaynayana kadar pişiriyoruz. Ilıyınca içine hindistancevizini katıyoruz.

Pişen keki ortadan ikiye kesiyoruz. Kalıpla aynı çapa sahip çukur bir kaseye kestiğimiz üst katı oturtuyoruz ,(ben çıkmazsa diye sitreçfilm le kapladım kaseyi çıkartmak çok kolay oldu)  elimizle yerleşmesini sağlıyoruz.

Ortaya kremayı doldurup aralara ve üstüne damla çikolatası serpiştiriyoruz  ikinca kat kekide üzerine oturtuyoruz.

Varsa kalan fazlalıkları bıçakla kesip çıkartıyoruz.

Üzerini streç filmle örtüp muhakkak bir gece buzdolabında bekletiyoruz.

Servis edeceğimiz zaman ters çevirip Tarifine göre hazırladığımız ve ılık hale getirdiğimiz çikolata sosu pastamızın üstüne güzelce yayıyoruz ve  dilimliyoruz.

Afiyet olsun…

 

Hagi meyve neye iyi geliyor

Pürüzsüz bir cilt için salatalık ve yer elması, parlak saçlar için havuç ve marul, yıllara meydan okumak için kivi, kansere geçit vermemek için ise brokoli yiyin.

Medical Park Fatih Hastanesi’nden Diyetisyen Sevil Nas Can, çok sık tükettiğimiz, marketten ve pazardan aldığımız meyve ve sebzelerin besin değerleri hakkında bilgi verdi.

Elma: C ve E vitamini, folik asit, pektin ve flovonoid içerir. Bağırsak sisteminin korunmasında faydalı ve posadan zengindir. Kolesterol düşürücü etkisi vardır. Kan şekerini kontrol altında tutar ve vücut direncini artırır. Kas ve eklem ağrılarının azalmasına yardımcı olur.

Kabak: K ve C vitamini içerir. Kanın pıhtılaşmasını düzenler. Kemik gelişimini sağlar. Böbrek fonksiyonlarında faydalıdır.

Armut: Fosfor, kalsiyum ve potasyumdan zengindir. Kalp kaslarının düzenli çalışmasına fayda sağlar. Tansiyon ayarlamasında etkilidir. Posadan zenginliği nedeniyle bağırsakları çalıştırır.

Dut: Kalsiyum, C ve B vitamini ile bol lif içerir. İdrar söktürücü ve bağırsak çalıştırıcıdır.

Kiraz: Kalsiyum, fosfor ve C vitamini içerir. Diş çürümesini önlemede faydalıdır. İdrar söktürücüdür. Vücudun su dengesini sağlar.

SAÇ DÖKÜLMESİNE KARŞI YENİ DÜNYA

Erik: A ve C vitamini ile kalsiyumdan zengindir. Bağırsak çalıştırıcı ve direnç artırıcıdır.

Yeni dünya (malta eriği): A vitamini deposudur. Görmeye ve büyümeye faydalıdır.

İncir: Bol posa, kasiyum, fosfor ve magnezyum içerir. Sindirime yardımcıdır. Kemik ve diş sağlığına etkilidir.

Üzüm: Potasyum ve C vitamini deposudur. Sindirim sistemi üzerinde faydalıdır. Vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir.

Hindiba: Potasyum, folik asit, C, A ve E vitamini içerir. Demir içeriğiyle kansızlığa iyi gelir. Yüksek lif içeriğiyle bağırsakları çalıştırır. Toksin atıcı ve idrar sökücüdür. İştah açıcı özelliği vardır.

Ananas: Potasyum, fosfor, demir, A ve C vitamini içerir. Toksin atıcıdır. Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Cilt sağlığında etkindir. Zindeliği artırır.

Havuç: A, B, D ve E vitamini kaynağıdır. Cilt ve kemik sağlığında, hücre yenilenmesinde faydalıdır. Saç dökülmesini azaltır ve saçı canlandırır.

KANSERE KARŞI ŞALGAM VE SOYA

Salatalık: A, B ve C vitamini ile fosfor ve selenyum deposudur. Güçlü bir antioksidandır. Cildi nemlendirir. İdrar yolları enfeksiyonlarında faydalıdır. Bol miktarda posa içermesinden dolayı barsak çalıştırıcıdır. Sakinleştirici etkisi vardır ve toksin atıcıdır.

Şalgam: C vitamini, potasyum ve magnezyum içerir. Yüksek tansiyona iyi gelir. Lif içeriğiyle bağırsak çalıştırıcıdır. Antioksidan özelliği ile kansere karşı koruyucu etkileri vardır.

Soya: A vitamini, folik asit, doymamış yağ asitleri, demir ve yüksek oranda lif içerir. Kalp sağlığını korur. Tansiyona iyi gelir. Bağırsak çalıştırıcıdır. Antioksidan özelliği ile kansere karşı koruyucudur. Kemikleri güçlendirir.

Kuşburnu: A, C, D ve E vitamini yönünden zengindir. Antioksidandır. İdrar yolları enfeksiyonlarında etkilidir. Bağırsak çalıştırır. Enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Güçsüzlük ve halsizliğe iyi gelir.

Brokoli: A, C, E, B1 ve B2 vitamini ve bol miktarda posa içerir. Kalp hastalıklarına karşı korucudur. Prostat ve kolon kanseri riskini azaltır. Demir ve folik asitten zengindir. Kansızlığa faydalıdır.

SOĞAN VE SARIMSAKTAN ŞAŞMAYIN

Marul: A, B ve E vitamini içerir. Sinir sisteminde faydalıdır. Büyüme ve gelişmede, cilt ve saç sağlığında olumlu etkileri vardır.

Soğan: A, B ve C vitamini ile fosfor ve kükürtten zengindir. Doğal antibiyotiktir. Bronş açıcı, bağırsak çalıştırıcıdır. Dayanıklılığı arttırır. Kemik ve diş sağlığında faydalıdır.

Sarımsak: A, B, C ve E vitamini ile sakaroz içerir. Yaşlanmayı geciktirir. Kireçlenmede faydalıdır. Yüksek tansiyonu ayarlar. Doğal antibiyotiktir. Ödem sökücüdür. Damar gelişiminde faydalıdır.

Kereviz: A ve E vitamini ile folik asit ve potasyum içerir. İdrar söktürücüdür. Sindirimi kolaylaştırır. Sinir sisteminde yatıştırıcı etkisi vardır.

KARPUZLA KUM DÖKÜN

Karpuz: A ve C vitamini ile fosfor ve potasyum içerir. Böbrekteki kum ve taşların atılmasında faydalıdır. Toksin atıcıdır. Sıvı ihtiyacının karşılanmasına da katkısı vardır.

Kavun: A vitamini, potasyum ve folik asitten zengindir. Damar tıkanıklığında, bağırsakların çalışmasında etkilidir. Göz sağlına fayda sağlar.

Brüksel lahanası: C ve B vitamini ile kalsiyum ve demirden zengindir. Kalp sağlığına ve kansızlığa iyi gelir. Kas gelişiminde faydalıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Yüksek tansiyonu düşürmede fayda sağlar.

Lahana: Folik asit, A, B ve E vitamini yönünden zengindir. Güçlü antioksidandır. Mide rahatsızlıklarında ve hazımsızlık gidermede faydalıdır. Toksin atıcıdır.

Pazı: A ve C vitamini ile folik asitten zengindir. Beden güçlendiricidir. Demirden zengin olması sebebiyle kansızlığa iyi gelir. Bol posa içerir. Bağırsak rahatsızlıklarında faydalıdır.

Karnıbahar: Potasyumdan zengindir. C vitamini içerir. Kalp hastalıklarında ve tansiyon düşürmede faydalıdır.

BRONŞ AÇAN SEBZE PIRASA

Yer elması: İnsülin ve glikoz içerir. Emziren annelerde süt artırıcı etki yapar. Böbreklerin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Cilde faydalıdır.

Pırasa: Demir, kalsiyum ve potasyum içerir. İdrar sökücüdür. Bronş açıcıdır. Sindirimi kolaylaştırır.

Patates: C ve B vitamini ile fosfor ve potasyumdan zengindir. Hazımsızlığı giderir. Mide rahatsızlıklarında faydalıdır. Kalp üzerinde olumlu etkileri vardır. Nişasta içeriğinden dolayı kan şekerinin hızla yükselmesine sebep olabilir.

Enginar: Bol posa içerir. Kalsiyum, potasyum, magnezyum, A ve C vitamini içerir. Karaciğer ve safra kesesi sağlığını korur. Sindirimi kolaylaştırır. Böbreklerin çalışmasını düzenler. Toksin atıcıdır.

KOLESTEROL DÜŞMANI TAZE FASULYE

Taze fasulye: Folik asit, potasyum, A ve C vitamininden zengindir. Kötü kolesterolün düşmesinde yardımcıdır. Antioksidan özelliği vardır.

Avokado: Potasyum, magnezyum, A ve E vitamini içerir. Lif oranı yüksektir. Kabızlığa iyi gelir. Kalın bağırsak ve hemoroit için faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürücü etkisi vardır.

Bamya: A, B ve C vitamini içerir. Sindirime yardımcıdır.

Börülce: Kalsiyum, posa, potasyum ve A vitamini içerir. Kolesterolün ve tansiyonun düşmesinde faydalıdır. Kabızlığa iyi gelir.

Ayva: A, B ve C vitamini içerir. Mideyi rahatlatır. İshale karşı korucudur. Cilde faydalıdır.

Bakla: A ve C vitamini içerir. Lif yönünden zengindir. Kabızlığa iyi gelir. Kolesterole ve kansere karşı koruyucudur.

Ispanak: B ve C vitamini ile magnezyum ve çinkodan zengindir. Cilt sağlığına, sinir sistemine, sindirime, göz sağlığına, büyümeye ve gelişmeye faydalıdır.

DAMAR SERTLİĞİNE KARŞI MISIR

Mısır: Protein, A, B ve C vitamini yönünden zengindir. Damar sertliğine ve kolesterole faydalıdır. İdrar söktürücüdür. Böbreklerin düzenli çalışmasında fayda sağlar.

Muz: B6 vitamini ve potasyumdan zengindir. Hücre yenilenmesinde ve bağışıklık sisteminin güçlenmesinde faydalıdır. Elektrolit dengesini sağlar.

Kayısı: A, B ve C vitamini içerir. Cilt, göz ve bağışıklık sistemine fayda sağlar. Kemik gelişimini arttırır. Kansızlığa iyi gelir. Kas ve sinir sistemini güçlendirir.

Vişne: A vitamini ve potasyumdan zengindir. İdrar söktürücüdür. Karaciğer ve mide üzerinde olumlu etkileri vardır.

Şeftali: C vitamini, potasyum ve posadan zengindir. Hazmı kolaylaştırır. Sinir sistemine faydası vardır. Vücudun savunma sistemini güçlendirir.

SAĞLAM DİŞLER İÇİN AHUDUDU

Ahududu: Folik asit, C, E ve A vitamini içerir. İştah açıcı ve idrar sökücüdür. Diş sağlığına iyi gelir. İshali önler ve ateş düşürücüdür.

Domates: Folik asit, magnezyum, potasyum, B ve A vitamini içerir. Hücre yenilenmesinde, bağışıklığın artmasında, kemik ve kas gelişiminde etkilidir.

Patlıcan: B1, B2, C ve A vitamini içerir. Sinir sistemine iyi gelir. Cilt sağlığına ve bağışıklık sistemine faydalıdır.

Trabzon hurması: A ve C vitamini ile potasyumdan zengindir. İshal koruyucudur. Göz ve cilt sağlığına olumlu etkileri vardır.

C VİTAMİNİ DEPOLARI EN GÜÇLÜ ANTİOKSİDANLAR

Portakal: C vitamini ve flovanoid denilen antioksidan deposudur. Kansızlığa iyi gelir. Kalp ve atardamarları korur. Kolesterol düşürücüdür. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

Nar: C vitamini, demir ve potasyum deposudur. Çok güçlü antioksidandır. Kansere karşı koruyucudur.

Mandalina: C ve A vitamini ile potasyum yönünden zengindir. Hastalıklara karşı vücudun direncini arttırır. Yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olur. Damar sertliğine faydası vardır. Güçlü bir antioksidandır.

Greyfurt: Folik asit, potasyum ve C vitamini kaynağıdır. Hücre yenilenmesinde ve büyümesinde etkilidir. Güçlü antioksidandır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Damar sertliğine faydası vardır.

HEMOFİLİYE KARŞI PEPİNO

Kivi: C vitamini deposudur. Yaşlanmayı geciktirir. Güçlü antioksidandır. Alerjiye karşı bağışıklığı arttırır.

Çilek: A, C ve E vitamini ile folik asitten zengindir. Kas ve eklem ağrılarında faydalıdır. Cilde iyi gelir. İdrar sökücüdür.

Yeşil biber: C vitamini yönünden çok zengindir. Güçlü bir antioksidandır.

Limon: Yüksek oranda C vitamini içerir. İskorbüt hastalığına iyi gelir. Güçlü antioksidandır. İdrar sökücüdür. İdrar yolları iltihabında faydalıdır.

Maydanoz: Çok yüksek oranda C vitamini içerir. Ayrıca folik asit, A ve E vitamini yönünden zengindir. Büyüme, kemik ve diş sağlığı gelişiminde etkindir.

Mango: A ve C vitamini yönünden hayli zengindir. Göz ve cilt sağlığına iyi gelir. Antioksidan özelliği ile kansere karşı koruyucudur.

Pepino: C vitamini, fosfor ve potasyum kaynağıdır. Eklem romatizmasında, kemik gelişiminde ve hemofili hastalığında etkilidir.

:) :) Ama çok güzel yemek yapan erkeklerde var bunlar işin latifesi kızmayın beyler:) :)

BEYLERDEN YEMEK TARİFLERİ

BASİT YEMEKLER

Domatesli Biberli Yumurta

Büyükçe bir tavaya yağ domates ve biber koyup bir sigara yakıyoruz.

Sigaranın külü yere düşmek üzereyse yumurtaları eklemenin zamanı gelmiş

demektir. Yumurtaları kırıp sigaramızı bitiriyoruz. Pişmiştir herhalde

ocağın altını kapatıyoruz.

Biberli Domatesli Yumurta

Her gün domatesli biberli yumurta yemekten sıkıldığımızda yapabileceğimiz

bu enfes yemek tıpkı biberli yumurtalı domates gibi pişiriliyor.

Makarna

Bir tencere dolusu sıcak suya makarna poşetini boşaltıp maç izlemeye

başlıyoruz. İlk yarının ortalarına doğru kalkıp altını kapatıyoruz.

Tencerenin içinden seçtiğimiz makarnayı fayansa fırlatıyoruz. Yapışırsa

pişmiş demektir. Devre arasında hala içinde su kaldıysa tencerenin

kapağını kapatıp lavabodaki en kirli tabağın üzerine doğru döküyoruz.

(o zaman hem tabak temizleniyor hem de makarnalar çatalla yenebiliyor)

Üzerine ketçap döküp yiyoruz.

Not: Fayansa fırlattığınız makarnayı bi ara oradan alın. Sayıca

fazlalaştıklarında bazen hangisini fırlattığınız karışıyo.

Tuzlu Makarna

Yapılışı aynı makarnaya benziyor. Tek farkı bu kez makarnaları suya

atmadan önce tuz koymayı akıl ediyoruz .. Öyle daha güzel oluyor.

Pilav

Pilav aslında basit bir yemek değil. Aranan kriterler var. Tuzlu yumuşak

ve tane tane olması gerekiyor. Sonuncusu kolay. Pirinçleri tek tek

pişirdiğinizde tane tane oluyorlar ama uzun sürüyor. Maharet hepsini bir

arada pişirebilmekte; ama çok da sorun etmeyin. Nasıl olsa içine yoğurt

koyup bulamaç haline getirdiğimizde hepsi birbirine yapışıyor. Kısaca yağ

koyup üzerine pirinç ekliyorsunuz. Sonra da su ve tuz koyup

pişiriyorsunuz. Hem bunu süzmeye de gerek yok.

Patates Kızartması

En kolay işlerden biri. Patatesleri soyup parmak gibi kesiyorsunuz ve

kızgın yağa atıyorsunuz. Tek yapmanız gereken altını zamanında

kapatmanız.

Yoksa tencere alev alabiliyor. Bu yüzden sadece tvde pembe dizi varken

yapın. Bir de diğer yemeklerin aksine bunu tencerede yiyemiyoruz. Mutlaka

tabağa koymak gerekiyor. Onun dışında çok kolay.

ORTA ZORLUKTAKI YEMEKLER

Hazır Pizza

Pizzamızı fırınımıza atıp pişmesini bekliyoruz daha sonra fırından

çıkarıp

yanık yerlerini bıçakla kazıyoruz. Dikkat edilmesi gereken tek şey

kazırken üzerindeki malzemeleri mutfak tezgahına yapıştırmamak.

Hazır Köfte

Bu da nispeten zor bir yemek. Bir miktar sıvı yağı teflon tavaya koyup

köfteleri içine diziyoruz. Köfteler tavayla aynı renk olmadan altını

kapatmak gerekiyor. O yüzden başında beklemek lazım.

ZOR YEMEKLER

Konserve Türlü

Bir miktar yağ ve salçayı tencereye koyup konservenin içindekileri döküp

üzerine su koyuyoruz. Pişmesi çok uzun sürüyor. O sebeple başında

beklemiyoruz. Gidip tv izliyoruz. Her seferinde yandiklari için henüz

tadına bakamadım ama konservenin üzerindeki resme bakılırsa

güzel bi şeye benziyor.

Tavuk

Yapılışı makarna gibi. Sıcak suyun içine atıyoruz arada pişip pişmediğine

bakmak için hayvanın kaba etine çatal saplıyoruz. Bu yemek piştikten bir

iki gün sonra üzeri jelibon gibi oluyor. Bu yüzden pişirirken isteğe

bağlı olarak bolca toz şeker eklenebilir.

ULTRA ZOR YEMEKLER

Kıymalı Bamya

Konserve türlüye benziyor ama içine daha önceden kavrulmuş kıyma

konulmalı. Kıyma kavurmak çok zor ve zahmetli bir iş. Bu yüzden makarna

pişirmeyi öneriyorum.

PÜF NOKTALAR

1-) Yemekleri daima tencerenin içinden yiyin. Böylelikle tabak

kirletmemiş olursunuz.

2-) Asla sade pilav yapmayın. Domatesli pilav yaptığınızda altını

tuttursanız bile renginden anlaşılmaz.

3- ) Mutlaka soğanlı bir yemek yapacaksanız asla soğana dokunmayın.

Özellikle rendelediğinizde elleriniz çok kötü kokuyor. Bunun yerine

soğana ekmek tahtasıyla beş altı kez vurmayı deneyin, aynı işi görür.

4-) Patates kızartacaksanız soyduğunuz patatesleri asla yıkamayın. Kızgın

yağa attığınızda çok kötü patlıyorlar.

5-) Yemekler asla kendi başlarına hareket etmezler. Şayet geçen ay

yaptığınız tavuk kendi kendine kımıldamaya başladıysa kurtlanmış

demektir.

Sakın yemeyin.

6- ) Sebzeleri pişirdikçe vitamin değerleri düşer. Mümkün olduğunca çiğ

tüketin.

7-) Karpuz tabağa koyulmaması gereken bir meyvedir. İkiye ayırıp

ortasından kaşıkla yiyebilirsiniz.Tencere kapağı en mükemmel tabaktır.

😎 Buzdolabının sebzelik olarak adlandırılan kısmı yemeyi düşünmediğiniz

şeylerin saklanması için idealdir. Bu bölüme konan şeyler nasıl olsa bir

süre sonra unutulur.

9- ) Sebzeliğin kapağını sıkı kapatırsanız çürüyen şeylerin kokusu dolaba

daha az yayılır.

10-) Spagetti paketini açmak için paketi ortasından sıkıca kavrayın ve

altını tüm gücünüzle fayansa vurun. Paketin üst tarafı yırtılacaktır.

Belki bu işlem sırasında makarna unufak olabilir ama risk almaya değer.

Özellikle misafirlerin yanında yaparsanız tavsiye ediyorum. Öyle daha

güzel, bu size çok maço bir hava verir.

11-) Sağda solda kulağıma çalınıyordu. Mutfak robotu denen bişey varmış.

Birden içimi bir heyecan kapladı.

Ya, madem bu işin robotu var ben niye koşturuyorum yıllardır diye

sinirlendim. Hemen gidip aldım bi tane. Eve gelip kutusundan çıkardığımda

itiraf etmeliyim ki hayal kırıklığına uğradım biraz. Ben açıkçası ufo

gibi bişey bekliyodum, bu bildiğimiz tencerenin plastiği. İçindede vantilatör

gibi bişey var.

Bununla birlikte bi ton plastik ıvır-zıvır daha çıktı içinden

ama bi işe yarayacaklarını sanmıyorum. Neyse fişini taktım

denemek için bi tane soğan attım içine. Bakalım ne yapacak diye bekledim.

Kabuklarını bile soyamadı =( Paramparça etti bıraktı.

Sinirlendim attım bi kenara yazdan beri duruyor orda. Bir ara yıkayıp

vantilatör gibi olan şeyi bilgisayarıma takmayı düşünüyorum. Belki fan

olarak iş görür. Onun dışında tamamen para tuzağı. İlerde çıkarsa mutfak

androidi almayı düşünüyorum..

Nekadar su içmeli

Yaz geliyor. Sağlıklı, fit, güzel bir vücut için şimdiden diyet çalışmaları başladı. Metabolizmayı hızlandırıp yakma gücünü artıran su, tokluk hissi vererek fazla yemeyi de engelliyor. Kilo kaybetmek, kilo korumak ve fazla besin alımını engellemek için bol su içilmesi gerekiyor. “Bütün metabolik olaylar, zararlı maddelerin taşınması ve atılması, vücut ısısının denetimi, besinlerin sindirimi, emilimi ve hücre içine taşınması gibi birçok faydası olan ve aynı zamanda tokluk hissi vererek iştahı da azaltıyor.

Dolayısıyla kilo vermeye yardımcı oluyor” diyen Özel FGM Polikliniği’nden Diyetisyen Kamuran Olgun, formda ve sağlıklı kalmak için suyu nasıl tüketmemiz gerektiği konusunda soruları yanıtlıyor..

Günlük su tüketimi ne kadar olmalıdır? Günde 8-10 bardak su yeterlidir. Gün içinde tükettiğimiz içecekler su ihtiyacımızı karşılıyor mu? Su yerine kolalı içecekler, çay ve kahve içmek suya olan gereksinimi karşılamadığı gibi içerdikleri kafein nedeniyle vücuttaki suyu atmaya neden olarak suya olan ihtiyacı da arttırabilirler. Bu yüzden sıvı gıdamızı, su olarak almak gerekir.

Yemekten önce su içilmeli mi? Yemekten önce içilecek bir bardak su, tokluk hissi vereceği için faydalı olacaktır. Ayrıca sindirim sisteminin daha iyi çalışması için sabah aç karnına bir bardak ılık su içmek iyi gelir.

Fazla su içmek zararlı mıdır? Her şeyde olduğu gibi suyun da aşırı tüketilmesi zararlıdır. Aşırı su, kandaki sodyum oranının düşmesine (hiponatremi), böbreklerin arıtma yeteneklerinin aşılmasına, hücrelerin aşırı su alarak şişmesine bu nedenlerden dolayı da beyinde ödeme ve ölüme neden olabilir.

alintidir .

Kızım için gelen öğretmen gurubuma hazırladığım masa

Öğretmen eşleri gurubumuz için özenle hazırladığım masa bu 🙂 inanın şu anda o masada olmayı çok isterdim malum diyet varya 🙂 karnımda acıktı zaten ama en iyisi sizi baş başa bırakayım.

Masada olan ve olmayan tariflerin resimlerini ekleyeceğim tariflerinide zamanla artık…

Tahinli kurabiyeden başlayalım değilmi. Bunlar annem için özeldi yumurtasızlardı. Tarifi için tıklayınız

Sırada var yaprak sarması harika gözüküyorlar değilmi. Bu sarmaları elticiğim yapmıştı. Tarifi için tıklayınız..

Havuç ve yoğurdun mükemmel birleşimi.. Bu salatamıda eltim yapmıştı. Tarifi için tıklayınız

İşte karşınızda harika bir salataaaa…. Karnabahar, brokoli, havuç salatası. Anneciğimin ellerinden gelen bir lezzet buda. Tarifi için tıklayınız…

Yumurtalı patates salatası olağan üstü 🙂 🙂  Tarifi için tıklayınız…

Peynirli enfes börek… Canan ablam sağolsun o gün erken gelip bana böreğimi yapmıştı… Tarifi için tıklayınız…

Weeeeee karşınızdaa kümpet pastaaaaam….

Lezzeti çok güzeldi fakat bu pastayı ince dilimlememem gerektiğini anladım biraz kalabalık olunca ince dilimlemek zorunda kaldığım için pastamın şekli biraz bozlmuştu ama tadı yiyenler tarafından beğenildi:) Tarifi için tıklayınız

Son olaraktaaaa işte şekerparelerim:) Tarifi için tıklayınız…

İşte bukadar 8 çeşit vardı menümüzde Elhamdülillah. Birdahaki misafirlerimde ve sofralarımda buluşmak üzere…

Kıymalı patates yemeği

Annemin mis gibi dumanı tutan patates yemeği işte bu…..

 

Malzemeler:

@ 1 soğan
@ 300 gram kıyma
@ Salça
@ 3-4 orta boy patates
@ Tuz, pul biber, kimyon

Yapılışı:

Kıyma çok az yağda kavrulur.

Doğranan soğanlar eklenir. Kavurmaya devam edilir.’ yemek kaşığı salça eklenir.

Küp küp doğranan patatesler eklenir.

Üzeri kapanacak kadar sıcak su eklenir.

Tuz ve baharatlar eklenir. Kısık ateşte pişmeye bırakılır.

Afiyet olsun 🙂

 

Portakal şerbetli kekcikler

Bu tarif   biraz uydurma oldu ama inanın lezzeti harikaydı:)
Tarifimizin geçmişine bakarsak en son top kek yapmıştım bir fırın tepsisi tam birde yarım tepsi çıkmışlardı bizde yarım tepsiyi yemeyi bir iki gün geciktirdik baktım biraz bayatlamış bunu ne yapsam diye düşünürken canım oğluşum elinde portakal anne aç anne aç diye gelmiş yanıma hemen aklıma geldi gittim içeriye 3 portakal sıktım 1,5 su bardağı şekerle bir güzel kaynattım kaynarken top keklerimin üzerine döktüm ve kurabiye kalıplarıyla kestim şerbetini çektiklerinde enfes olmuşlardı hafif mayhoş hem kek hemde şerbetli bir tatlıydı anlayacağınız.. Birdaha top kekte kullandığım ölçüleri fırın tepsisinde pişirmeyi dilimleyip portakal sos yapmayı düşünüyorum inşallah şu diyetimiz bitsin de bi 🙂 🙂 🙂
Top kek tarifim için tıklayınız!

29 Mart Salı

Meva le Fatih bugün

Kremalı havuç çorbası

Zeytinyağlı pırasa yediler

Tatı yemediler çünü hala diyetteler :):)

Rulo tavukgöğsü

Tarif ve resim teyzemden

 
MALEMELER

@ 1 kilo süt
@ 1 su bardağı un
@ 1 paket margarin
@ 1 vanilya
@ 1 bardak şeker
@ 1 paket kakaolu bisküvi

YAPILIŞI

Bisküviyi ezip tepsiye döküyoruz.

Kibrit kutusu kadar margarini eritip unla kavurucaz ama beyaz renkte kalacak.

Sütü yavaş yavaş mikserle çırparak döküyoruz.

Çırparken şekerle vanilyayı ekliyoruz.fokurdayınca kalan margarini ekleyip karıştırıyoruz.

Pişirdiğimiz tavuk göğsünü bisküvi serptiğimz borcama döküyoruz.(Dikdörtgen büyük borcam)

Tavugöğsü iyice dinlendikten sonra uzunlamasına kesip rulo yapıp,servis ediyoruz..

AFİYET OLSUN

Güveçte türlü

Güveç e bayılırım hele teyzem yapmışsa diyecek laf bulamam eline sağlık teyzeciğim harika gözüküyor

MALZEMELER

@1 kase kuşbaşı et
@ 5 tane patlıcan
@ 5 tane patates
@ 1 büyük kuru soğan
@ 3-4 tane sivri biber
@ 3 diş sarımsak
@ 5-6 tane kabuğu soyulmuş domates
@ 1 yemek kaşığı salça
@ Tuz
YAPILIŞI

Güvecin altına etlerimizi,biraz iri doğradığımız soğanları,sarımsakları,biberleri koyuyoruz.

Alacalı soyduğumuz patlıcanlarımızı,soyduğumuz patatesleri kuş başı şeklinde ilave ediyoruz.(isteğe göre taze fasulye ve kabakta konabilir.)

En son kabukları soyulup yarım ay şeklinde doğradığımız domatesleri ilave ediyoruz.

Son olarakta 1 su bardağı su ve salçayla tuzu karıştırıp üzerine döküyoruz.

Güveci ocağa koyup kaynadıktan sonra altını kısıyoruz.Tahminen 1,5 saatte pişiyor

AFİYET OLSUN

Arpa şehriye pilavı

Ah teyzem ah ne kadar yapsamda denesemde olmuyor işte seninki gibi:)

Ama ben bunu böyle kuru kuru sevmem üzerine bol mayonez sıkarım ne alaka diyeceksiniz belki ama öyle işte çok hoşuma gidiyor.

O nasıl aklına geldi derseniz hemen anlatayım ;

Teyzemdeyim kızlar, teyzem ve ben dalgasına şişe çevirmece oynuyoruz benim cesaret sorum buydu onlar iğrenç olacağını düşündüler ilk başta bende ama sonra çok hoşuma gitti ve hep öyle yemeye başladım.:)

 

MALZEMELER

@ 2 su bardağı arpa şehriye
@ 4 su bardağı kaynamış su
@ Arzuya göre tereyağı veya sıvı yağ,ikisi de karışık olabilir

YAPILIŞI

1 su bardağı arpa şehriyeyi tavadan kızdırdığımız yağda güzelce kavuruyoruz.

Daha sonra kalan arpa şehriyeleri ilave edip birazda beraber kavuruyoruz

Tuzunu ve kaynattığımız suyu ilave edip

Kaynadıktan sonra ocağı kısıp suyunu çekmesini bekliyoruz..

AFİYET OLSUN

Kolay poğaça

Bu tarif ve resimde teyzemden.

 

 

MALZEMELER

@ 2 yumurta beyazı(sarıları poğaçanın üzerine)
@ 2 tatlı kaşığı tuz
@ Yarım paket margarin yağ
@ 2 yemek kaşığı şeker
@ 1 çay bardağı sıvı yağ
@ 1 su bardağı yoğurt
@ 1 yemek kaşığı sirke
@ 1 paket kabartma tozu
@ Aldığı kadar un (yani hamur kulak memesi yumuşaklığı olana kadar)

İÇİ İÇİN
@ Peynir
@ Arzuya göre maydonoz

YAPILIŞI

Yağı ocakta eritip,un hariç bütün malzemeleri karıştırıyoruz.

Daha sonra unumuzu ilave edip yoğuruyoruz.

Yağladığımız tepsiye poğaçalarımıza şekil verip diziyoruz.

Üzerine yumurta sarısı sürüp orta hararetli fırında kızarana kadar pişriyoruz..

AFİYET OLSUN

Şeymadan Vanko kup :)

Akşam canınız tatlı mı istedi,fakat yapmak zor geliyor.

İşte yapması kolay,yenmesi lezzetli ve hafif bir tatlı..

Şimdi sizde benim gibi herşey güzel ama vanko ne diyeceksiniz  ben sizin yerinize kardeşime sordum o soruyu ve işte aldığım cevap

“Van=vanilya, ko=kakoulu demek:)adını meva abla ben uydurmuştum”

ŞEYMADAN VANKO KUPMALZEMELER
@ 1 Paket kokoulu puding
@ 1 Paket vanilyalı puding
@ 1 Paket meyveli sos
@ Petibör bisküvi(isteğe göre halley de olabilir)
@ damla çikolata
@ ceviz

@ Yeteri kadar süt

YAPILIŞI
Pudingleri ayrı ayrı tarife göre pişiriyoruz.

Ayrıca bir yerde meyveli sosu da pişirip soğumaya bırakıyoruz.

Ben kup kullandım siz isterseniz kasede kullanabilirsiniz.

En alta vanilyalı puding,onun üzerine bisküvi parçacıkları ve damla çikolatayı koyduktan sonra da bu sefer üzerine kakolu pudingi koyuyoruz.

Üzerine bisküvi ve cevizlerimizi koyup aynı işlemleri tekrarlıyoruz.

En üst katmanına ise üzerine meyveli sos döküp buzdolabında dinlendirdikten sonra soğuk servis ediyoruz….

AFİYET OLSUN

28 Mart Pazartesi

Meva ile Fatih bugün diyete başadılar

Bulgur pilavı

Zeytinyağlı pırasa

Yoğurt yediler

Tatlı yemediler 😦

Soğan soslu dana bonfile

Özellikle kurban bayramından sonra sık sık yaptığım bir yemektir bu 🙂

Bekarken babam beğenirdi şimdide kalbimin sahibi seve seve yiyor..

Şa şa lı görünüşüne bakmayın aslında basit bir yemek. Tarifime geçiyorum.

Malzemeler

@ 8 adet bonfile
@ 5 bardak su
@ 4 adet soğan
@ 1 yemek kaşığı domates salçası
@ 1 yemek kaşığı biber salçası
@ Tuz, kekik, kimyon, nane, pulbiber, karabiber, (aklınıza gelen baharatlar  işte) 🙂
@ 3-4 kaşık yağ
Yapılışı
Etleri tencereye koyup suyu ekleyip pişene kadar kaynatıyoruz.
Soğanları yarım ay şeklince ince ince doğrayıp yağda kavuruyoruz
Salçalarımızı , baharatlarımızı ve biraz su ekleyip bir iki tıngırdatıp altını kapatıyoruz
Pişen etlerimizi teflon tavada önlü arkalı biraz tereyağda kızartıyoruz
Servis yapacağımız zaman tabağa etimizi üstüne soğan sosumuzudan koyuyoruz
Servis önerisi tabiki pirinç pilavı iledir.
Afiyet olsun

Kardeş ilişkileri ve kıskançlığı

Kıskançlık, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanoğlunun en doğal,en evrensel duygularından biridir. Kıskançlık sevilen kişinin başkasıyla paylaşılmasına katlanamamak olduğuna göre, sevginin olduğu her yere girer. Sevgililer arasında kıskançlık, belli bir ölçüyü aşmadığı sürece, sevgi gülünün dikeni sayılır.  Ancak bu doğal duygu insanı kemiren bir tutku olmaya başlayınca, sevgiyi gözeten bir duygu olmaktan çıkar,sevgiyi yok eder.

Kardeşlik bağı, bir sevgi kaynağı gibi düşünülürse de kardeşler arasında önemli problemler söz konusudur. Kardeş grubu, istemsiz rekabet nedeniyle bozulabilir.

Çocuk için en değerli varlık annedir. Onu başkalarıyla bölüşmek kolay değildir. Eşinin kolunda başka kadını gören birisiyle annesinin kucağında onun dışındaki bir çocuğu gören çocuğun duyguları pek ayrılık göstermez. Hele küçük bir çocuk için kendisi varken, ikinci bir kardeşe neden gerek duyduğunu anlamak çok güçtür. Anne sevgisini yitirmek korkusu, daha yeni kardeş geleceğini öğrendiği anda içini sızlatmaya başlar.

Annenin gebeliğinin son aylarında ağırlaşmasıyla isteksiz ve yorgun oluşu, kucağına almayışı, çocukta sevilmediği duygusunu yaratmaya başlar. Tedirgin bir bekleyiş içinde annenin sevgisini sınamaya başlar. Çevresinde dolaşır,olmadık isteklerde bulunur. Huysuzlaşır, ağlar, tutturur.

Ancak asıl fırtına, kucağında hiç tanımadığı bir bebekle anne eve dönünce kopacaktır. Evde esen bayram havası, bebeği görmek için eve doluşan insanlar, “Maşallah nur topu gibi bir yavru” gibi sözler, çocuğun iyice boynunu büker. Artık korkusu gerçekleşmiştir. Anneyi bütün gün uğraştıran, bütün ilgiyi üstünde toplayan bu yaratık onun yerini gerçekten almıştır.

Kendisi erkekse yeni doğan bebek kız ise onun ondan dolayı daha çok sevildiğini düşünür. Erkek ise ikinci bir erkek çocuğa neden gerek duyulduğunu bir türlü anlayamaz. Bir süre duygularını saklar. Bebeği sever. Getirdiği hediyelerle oyalanır.

Birkaç gün geçince “Bebeği sevdik, artık geldiği yere gitsin.” diye bir yoklama yapar. Bebeğin gitmeyeceğini anladığında kıskançlık belirtileri su yüzüne çıkmaya başlar. Bebek emzirilirken o da anne kucağına tırmanır. Biberonla beslenmeye başlar. O da kakasını, çişini altına yapmaya başlar. Yemeğini kendi başına yerken annesinin yedirmesi için direnir. Böylece onun papucunu dama attıran yumurcağa benzeyerek annenin ilgisini üstünde tutmaya çalışır. Bebeksi konuşmaya özenir. İtmeler, vurup kaçmalar başlar. Sert tepkiyle karşılaşınca tavırlarının şiddetini arttırır.


Teorik açıdan anne sevgisini eşit dağıtıyorsa, kardeşler arasında kıskançlık olmaması gerekir. Fakat kıskançlık ,ne eşit dağıtım ne de elde edilenlerin eşit olması ile ilişkilidir. Çoğunlukla çocuk, böyle bir dağıtımla eksik bırakıldığı duygusuna kapılır. Aslında,annelerin kıskançlık duygusunu engelleyememesi eşit dağıtım yapıp yapamadıklarına ilişkin kaygıya dayanır. Aksine, rahat, kaygısız davranan, kişisel problemlerinde teorik cevaplar aramayan anneler, kardeşler arasındaki gerilimi daha kolay azaltır.

Kardeş kıskançlığı,annenin ihmalkarlığı veya çok dikkatli olması halinde daha önemli hale gelir.

Anne sevgisini tümüyle yitirmediğini gören çocuk, zamanla yatışır. Ama kardeşine karşı duydukları birden değişmez. Kimi çok sever görünür, kimi de kardeşini gözü görmek istemez. Zamanla kardeşine karşı olumlu duyguları artacak, olumsuzluklar ise azalacak ya da içe atılacaktır. Bu ancak çocuğun duygularının anlayışla karşılandığı evlerde oluşur.

Çocuk kardeşini sevmek zorundaymış gibi bir duyguya kapılmamalıdır. Olumsuz duygularını dışa vurunca suçlanmamalıdır. “Kardeşimi hiç sevmiyorum” diyen bir çocuğa “Aman o nasıl söz? O sana ne yaptı? Böyle şirin kardeş sevilmez mi?” demek çocuğun kardeşine karşı öfkesini daha da arttırır. Bunun yerine “Ona kızmakta haklısın. Bak beni de ne kadar uğraştırıyor. Arada sırada ben de kızıyorum.” demek hem çocuğu şımartır hem de içine su serper. Çocuk kıskançlığını açıkça belli etmeden anne bu duruma tercüman olabilir. “Kardeşin geldiğinden beri onunla uğraşıyorum diye seni sevmediğimi düşünebilirsin, ama ben seni eskisi kadar seviyorum. Benim de kardeşim olduğu zaman öyle sanmışım. Hem anneme hem de kardeşime kızmışım. Ama bunun böyle olmadığı çok geçmeden anlamıştım.” gibi sözler anneyle çocuğu yakınlaştırır, çocuğun kafasındaki kuşkuları siler. Ama kıskançlığını toptan gidermez.

Zaten önemli olan kıskançlığı ortadan kaldırmak değil, o duyguyu yatıştırmaktır.

Sözlerle davranışlar birbirini desteklemelidir. Çocuğun ilgisini sevgisini sürdüren bir anne,çocuk bebeğe yaklaştıkça “Aman kardeşine dokunma” diye tepki gösterirse,hele kardeşe vurup kaçtığında “Ne yapıyorsun,kardeşini öldüreceksin.” Ya da “Kardeşin ölürse biz ne yaparız?” derse çocukta kardeşine karşı öfke artar,onun el üstünde tutulduğu duygusu kök salar.

Çocuğun duyguları anlayışla karşılanmalı, ancak kardeşine vurmasına izin verilmeyeceği de kesin bir dille anlatılmalıdır.

Anne ve evdeki herkes bebeği çocuğun önünde gösterişli bir biçimde sevip okşamaktan kaçınmalıdır. Annenin öteki çocukla çok uğraştığı bir sırada babanın çocukla ilgilenmesi çok uygun olur.

Annenin sevgisini kanıtlamak için aşırı çaba göstermesi gerekmez. Örneğin baştan beri kendi odasında yatmaya alıştırılan çocuk yeni kardeş geldiğinde yanlarına alınması uygun bir davranış olmaz. Ana-babanın yanında baştan beri yatan bir çocuğunda bebek gelir gelmez odasının ayrılması da son derece yanlıştır. Oda ayırma işlemi bebek doğmadan önce yapılmalıdır.

Çocukla kardeşi arasındaki yaş ayrımı ne kadar azsa kıskançlığın o denli büyük olduğu doğrudur. Kendisi üç yaşında olan,ana-babanın bakımı ve desteğine gereksinimi henüz bitmemiş çocuğun yeni gelen kardeşe tepkisi büyük olur. Oyun ve okul çağında kardeşler daha çok benimserler. Ancak bu her zaman geçerli olmayabilir. Örneğin 8 yaşına kadar evin tek çocuğu olarak bütün sevgiyi üstünde toplamış ve şımartılmış bir çocuk,kardeşini kolay kolay bağrına basamayacaktır.

Genellikle çocukların ilk kardeşe tepkileri büyük olur. İkinci ya da üçüncü kardeşi daha kolay benimserler.

Kardeşler arası ilişkinin yapısı,sıra ve cinsiyetiyle sıkı sıkıya ilişkilidir. Sıra ,çocuğun anne,baba ve kardeşlerin karşısındaki tavrını belirler.

BÜYÜK ÇOCUĞUN GÜÇLÜĞÜ

Genelde ilk çocukların hemen her zaman aile içinde iyi bir yere sahip oldukları inancı yaygındır. Aslında,kalabalık aile içindeki en büyük çocuk için bu durum söz konusu değildir. İlk çocuk,önce tek çocuktur. Ana-babasının sevgisi tümüyle kendine aittir. Daha sonra bu sevgiyi paylaşma ve ana-baba karşısında statü kazanmak için mücadele etmek durumunda kalır.

Ana-baba,genellikle ilk çocuğa,diğerlerinin doğumundan sonra farklı davranırlar. İlk çocuk her zaman daha farklı kabul edilir. Bir çok anne,ilk çocuğuna daha fazla özen göstermiştir. Bununla birlikte genç anne-babada deneyim eksikliği vardır. Bu da aşırı hoşgörü ve kızgınlık arasında gidip gelen davranış değişikliklerine sebep olur. Tek çocuk birden büyük çocuk olur. Bazı sorumluluklar üstlenmek zorunda kalır. Daha önceden bu ortama alıştırılmamışsa,kardeşini ana-babasının sevgisini paylaşmak zorunda olduğu bir varlık olarak görür. Bir de,aile ilgisi kesilmişse,kendini terk edilmiş hisseder.

Büyük çocuk,önceden sahip olduğu ayrıcalığını sürdürmek ister. Bazı aileler de buna ortam hazırlarlar. Bu durum büyük çocuğun kendisini ayrıcalıklı görmesine,kardeşlerine yukarıdan bakmasına ve onların faaliyetlerine katılmamasına sebep olur.

Burada anneye düşen ilk görev, yeni doğanla fazla ilgilenip, büyüğü unutmamak, okul yaşamı ya da oyunları ile ilgilenmektir. Büyük çocuğun kardeşini rakip gibi görmesi geçicidir, şeklinde düşünmek yanlıştır. Ona aile içindeki yeri anlatılmalı , güçlükleri birlikte çözülmelidir. Büyük çocukla kardeşleri arasında sosyal ilişki zemini hazırlanmalıdır. Böyle bir ortam oluşturmak için,çocuğa bebeği koruma görevi yeterli olabilir.

Kardeşler arası kıyaslamadan kaçınma gerekir. Büyük çocuk küçük düşürülmemelidir. Tabii bunun için ona aşırı ayrıcalık vermek de hatalıdır. Çocuğun kendinden küçüklerin ihtiyaçlarını ve isteklerini anlayışla karşılaması gerekir. Bunun yanısıra,küçüklerin,ona olan tutumuna dikkat etmelidir. Diğer bir tehlike,büyük çocuktan yaşının üstünde davranış beklenmesidir.

ORTANCA ÇOCUK PROBLEMİ

Üç çocuklu ailelerde çoğunlukla en şansız olanı, küçük ve büyük kardeşlerine oranla daha az sevgi gören ya da gördüğünü düşünen çocuk, ortanca çocuktur. Bu nedenle,gerek uyum ve davranış bozukluğu gösteren çocuklarda,gerekse suçlu çocuklarda “ortanca çocuk olma” önemli bir etmendir. Ortanca çocuğun şanssızlığı,kendisini büyük kardeşiyle kıyaslanmaya çalışılması ve bu kıyaslama sonucu,kendini kendini yetersiz hissetmeyle, ilgi ve sevginin küçük kardeşinde odaklaşmasıdır.

Ortanca çocuk, kendisinden daha güçlü ve yetenekli bir kardeşle, kendinden sonra gelen kardeşin meydana getirdiği ikili sorunlarla baş etmek zorundadır. Böyle bir çocuk yaşıtlarıyla sürekli yarış haline girebilir. Kendisinin diğerleri kadar yetenekli olmadığı inancı, ikinci çocuğun ilerideki yaşamında tepkici, başkaldırıcı ya da ezik ve karamsar bir kişilik geliştirmesine sebep olabilir.

Genelde ortanca çocuk ne büyüğün ayrıcalıklarına ne de küçüğe gösterilen özene sahiptir. Büyüklerin oyununa katılamaz, çünkü kurallarını bilmez. Küçük gibi davranamaz, çünkü ona iyi örnek olması gerekir. Sonuçta büyüklerin ödevini, küçüklerin oyunlarını engelleyen durumuna gelir. Bu durumda en çok cezalandırılan olur ve çevresine düşmanca duygular besler. Okul çağı durumu kolaylaştırır. Ortanca çocuk, hem okul çalışmasında büyük kardeşle birlikte olur,hem de küçükleri koruma görevi edinir.

Ona aile içinde bir yeri olduğu gösterilmeli, düzeyine göre işler verilerek diğerlerinin yanında başarılı olabileceği vurgulanmalıdır. Kardeş sırası,çocuğun kardeşleri karşısındaki tavrını belirlemez. Bunda daha çok ana-babanın tutumu etkilidir.

KÜÇÜK ÇOCUK

Büyük çocuk ve ortanca çocuktan sonra,küçük çocuğun konumu da onu zor durumlara sokabilir. Ailenin ilgi merkezi olarak en çok şımartılan kişi olan küçük çocuk, diğer aile üyelerinin gözünde her zaman çocuk kalır. Bu durum en küçük çocuğun, ben merkezci tavırları geliştirmesine ve kendisinden güçlü ve yetenekli kardeşlerinin yanında sürekli olarak yetersizlik duygusu yaşamasına sebep olabilir.

Böylece kardeşlerin doğum sıraları,ailedeki yerleri,kişiliklerinin oluşumunda bir etken olarak ele alınabilir. Ancak kişiliği biçimlendiren nedenler zincirinde doğum sırası sadece bir halka olarak düşünülmelidir. Yoksa, çocuk kişiliğini etkileyen en önemli etken değildir.

Çok çocuklu ailelerde,kardeşlerin birbirine ne denli değişik roller aldıklarını herkes bilir. Birisi sorumlu ve güvenilirdir. Az destekle kendi işini kendi yapar. Çalışkandır. Arkadaşsız sayılmasa da, pek dışa dönük değildir. Bu çocuk genellikle ilk ve en son çocuktur.

Başka bir kardeşin toplumsal yönü ağır basar. Arkadaş canlısıdır,evde pek durmaz. Çünkü yaşıtlarınca aranır,sokulgan ve dışa dönüktür. Sınıfta kalmayacak derecede çalışır. Ders dışında pek çok ilgileri vardır.

Bir başka kardeş, sessiz ve içlidir. İlgileri topluma yönelik olmaktan çok, ev içinde kalır. Okumak, resim ve müzik gibi uğraşları vardır, sevincini ve kaygısını pek açığa vurmaz.

En küçük kardeşin “evin bebeği” rolünü başka kardeşler de üstlenebilir. Hasta ya da sakat bir çocuk sürekli kollanıp, bakıldığı için bağımlı,n azlı ve kolay ağlayıp küsen bir bebek durumuna geçebilir.

KARDEŞ GEÇİMSİZLİĞİ

Kardeş geçimsizliği olmayan ev parmakla gösterilir, Küçük yaşların açık kıskançlığı yaş ilerledikçe üstü örtülü olarak, çekişme ve anlaşmazlıklar biçiminde sürer. Ana-babanın,kıskançlığı en uygun yollardan ele aldığı, ayrım gözetmediği evlerde bile, belli ölçülerde yarışma ve çekişme vardır.

Kıskançlık gibi kaba ve yıkıcı bir duygunun yarışmaya dönüşmesi, önemli bir gelişmedir. Bunu sağlayabilen ana-baba başarılı sayılmalıdır. Bununla birlikte kardeşler arasındaki çekişmenin ara sıra alevlenmesi de olağandır. Çünkü kardeşler hem birbirine bağlıdırlar hem de karşıdırlar.

Özellikle ana-baba yanında yakınmaları ya da çekişmeleri üst düzeye varır. Oysa yalnızken az çekişirler. Hele dışarıda birbirlerinin koruyucuları kesilirler. Biraz önce saç saça baş başa dövüşürlerken, biraz sonra can ciğer kuzu sarması olurlar.
Kardeşine soluk aldırmayan çocuk,annesi kardeşini döverken, araya girmeye çalışır, kendisi dayak yeme pahasına başka çocuklara karşı kardeşini savunur.

Kardeş kavgaları en mutlu evlerde bile, ana-babayı her gün uğraştıran bir sorun olabilir. Her zaman da kolay bir çözümü yoktur. Bu durumda ana-babanın yapacağı en iyi şey yangına körükle gitmemektir. İlk kural çocukların oyununa gelmemektir. Çocuklar ana-babayı kendi anlaşmazlıklarına çekmekte ustadırlar. Kavgayı kimin başlattığını aramaya çalışan ana-baba,bu işin çok zor olduğunu görür.

Tutulacak doğru yol nedir? En doğrusu mümkün olduğu kadar araya girmemek, anlaşmazlıkları kendi aralarında çözümlemeleri gerektiğini söz ve davranışlarla kardeşlere anlatmaktır. Küçük çekişmelerde,tartışmanın kavgaya dönüşmediği durumlarda ,ana-babayı yardıma çağırsalar da araya girmemek en uygun çözümdür. Tartışma büyüyor ya da kavgaya dönüşüyorsa en iyisi kardeşleri birbirinden ayırmak, ayrı odalara göndermektir. Kavga anne babanın gözü önünde geçmemişse, kural olarak cezaya ya da dayağa başvurmamak gerekir.

Kardeş sorunları nereden kaynaklanır? Sorusu hep aklımıza takılır. Bu sorunun cevabı öncelikle gerçekten kardeş ayrımının yapılıp yapılmadığı ile ilgilidir. Ne yazık ki bir çok evde bu bilinçsiz olarak yani kasıt içermeden yapılmaktadır. İlk ayrım daha önce değindiğimiz küçük-büyük ayrımıdır.  Evde sağlığı bozuk ya da sakatlığı olan çocuğa daha çok ayrıcalık tanınmıştır. Müzmin hastalığı olan çocuk,hastalığının gerektirdiği bakımdan çok ilgi görüyorsa, bu durum kardeşlerde acıma duyguları değil, kızgınlık uyandırır.

 

Birkaç kız kardeşten sonra gelen erkek kardeşin de yeri hep ana-babanın gözünde farklı olur.

Türkçe’de,kardeşlerin bu çelişkili bağlılıklarını belirten çok güzel sözler vardır:

“Kardeş kardeşin ne olduğunu,ne öldüğünü ister”.
”Kardeş kardeşi bıçaklar,yar başında kucaklar.”

Bu sözlerin belirttiği evrensel gerçek, kardeşlerin birbirlerini hem sevdiği hem de çekemediğidir. Kimi kardeşler ne geçinebilirler, ne de ayrı durabilirler. Genellikle yaş ilerledikçe sevgi ağır basar. Ancık bu karşıt duygular,bu ikili duygular etkisini uzun yıllar sürdürebilir.

Erişkin yaşa gelip de, çocuklar gibi didişen kardeşler az değildir.

PSK. MİNE ÖZKAMALI

Tuvalet eğitimi

Bebeklere tuvalet eğitimine zaman verilmeli ?

Çocuğunuzun ne zaman tuvalete idrarını yapacak çok merak ediyor olmalısınız. Bu eğitimi ne zaman vereceğiniz çok önemlidir. Bebeğiniz bezin rahatlığına alıştığından başlarda biraz inat edebilir. Ama 18. aydan itibaren idrarı tutma kasları geliiştiğinden idrarını yavaş yavaş tuvalete yapmaya başlayabilir. Daha öncesinde çocuğu atlına yapmaması için zorlamak boşuna bir çaba olduğu gibi çocuğunuzu da olumsuz etkileyebilir.

Bebeğinize 18ay 2.5 yaş arası bu eğitimi kazandırmalısınız. Bebeklerin idrar  tutma kasları geliştikten sonra yani  18. aydan sonra yavaş yavaş tuvalete alıştırmaya başlayabilirsiniz. Çocuğunuzu bunun için  zorlamayınız. Bu eğitim çocuk için bir başarı sınavı gibidir. Bu nedenle çocuğunuza bu konuda ona baskı yapmanız, ona kızmanız onun özgüvenini zedeleyecektir. Daha çok bunu oyun haline getirebilir, çocuğunuzu sözsel dokunsal ödüllendirmelere yönelebilirsiniz.

Çocuğunuzun her altına yapmayıp tuvalete yaptığında ona aferin benim oğluma/ kızıma diyebilir, Onu öperek okşayarak ödüllendirebilirsiniz. unutmayınız ki bebeğinize bir kere dokunmanız onu öpmeniz ona çikolata vermenizden daha etkiliidir.

Anne ve Babalara iletişimin anahtarları

· Çocuğunuzla birşey konuşurken onun seviyesine inin göz göze gelmeye çalışın. İşbirliği yapmaya daha istekli olacağını göreceksiniz.

· Söyleyeceklerini bilseniz bile onu iyi dinleyin. Çocuğunuzun anlattığını sıkıntıdan patlasanız bile can kulağıyla dinleyin.

· Çocuğunuzu yargılamadan dinleyin. Böylece onun gerçek duygu ve sorunlarını öğrenme şansınız olur.

· Çocuğunuzun duygularına karşı çıkmayın. Düşüncenin doğrusu yanlışı olsa bile duygunun doğrusu yanlışı olmaz.

· “Korkuyorum” diyorsa ne var bunda korkacak diyerek karşı çıkmak yerine demek korkuyorsun diyerek yanında olduğunuzu hissettirin.

· Yaşadığı problemden ne sonuç çıkardığını sorarak tercübe kazanmasına yardımcı olun. O sırada onunla asla tartışmayın ders vermeye çalışmayın. Mutlaka gerekiyorsa bunu duyguları yatıştıktan sonra yapın.

· Çocuğunuzu kendinize düşman etmek istemiyorsanız “ben sana demedim mi” demeyin
· Çocuğunuza emir vermeyin. Ondan isteyin .
Çocuğunuzla konuşurken fiillerin sonuna “ebilirsin” i ekleyin (yapabilirsin, üstesinden gelebilirsin öğrenebilirsin) şeklinde konuşun.
Çocuğunuzla iddalaşmayın, yumuşak sesle ben böyle düşünüyorum deyin ve susun.
Çocugunuza düşünce ve duygularını ifade etme fırsatı verin, cevap veriyorsa kızmayın.

· Çocuğunuza bir satıcıdan istediği indirimi kavga etmeden almayı öğretin. Ona iyi model olun, kız çocuklar anneyi, erkek çocuklar babayı örnek alır.
· Çocuğunuza doğru bilgi verin. Nasılsa anlamaz bunu onun için yapıyorum gibi
gerçeklerin arkasına sığınmayın. Kaybolan güven geri gelmez

ÇOCUĞUNUZUN YAPTIĞI BİR ŞEYDEN HOŞLANDIĞINIZDA BUNU SEBEBİYLE BELİRTİN BÖYLELİKLE OTOMATİK TEŞEKKÜR YERİNE İNSANLARI MUTLU EDEN ÖZEL TEŞEKKÜRE GEÇEBİLİRSİNİZ..
·
Çocuğunuzun ilgilendiği konulardan kitaplardan, müziklerden zevk almaya çalışın.
Özel günlerinde yanında olun.

Buna rağmen çözemediğiniz sorunlarda bir uzmandan yardım alın.

H. Baykallı
NLP Eğitmeni Performans Danışmanı

UYKUSUZ ÇOCUKLAR VE UYKUSUZ ANNELERİ İÇİN 11 ÖNERİ

Uyku problemlerinin altında bir çok neden yatıyor olabilir.

 

Bunlardan bazıları; annenin tutum hataları (erken yaşlarda sabit bir uyku düzeni kuramama, uyku ortamını sık değiştirme vb.), annenin yetersizliği (ruhsal sorun yaşayan annelerin hem çocuğun taleplerine karşı sabırları azdır hem de bebeğin verdiği sözel olmayan mesajları anlayamayabilirler), gece kabusları-sayıklamaları, gece terörü (derin uyku döneminde uykunun ilk saatlerinde ortaya çıkan bu durumda çocuk, ayakta, çığlık çığlığa veya ağlayarak uyanabilir.

 

Gece kabuslarından farkı, sonradan sorulduğunda çocuğun hiçbir şey anımsamamasıdır), sağlık problemleri (çeşitli hastalıklar veya ilaç tedavileri nedeniyle çocuğun uyku düzeni bozulabilir) ve uykuda yürüme gibi nedenlerdir.

 

1) Bebeğinizi mümkün olduğu kadar sakin ve sessiz tutmaya çalışın. Gece yarısı çocuğunuzu beslemek veya altını değiştirmek gerektiğinde onu çok fazla uyarmayın çok fazla uyandırmayın.

 

 

2) Çocuğunuzun gündüz çok uzun süre uyumasına izin vermeyin, gün içinde çok uyuyacak olursa gece uyanık olma ihtimali daha fazla olacaktır.

 

 

3) Bebeğinizin uykusunun geldiğine dair ilk belirtide yatağına yatırın. Bebeğinizin kendi başına uykuya dalmayı öğrenmesi gereklidir. Bebeğiniz uyuyana kadar onu kucaklamak veya sallamak gece yarısı uyandığında da aynı şeyleri yapmanızı gerektirir. Bu da çocuğunuzun uyumayı kendi başına yapabilmesini engeller.

 

 

4) Bebeğinizi emzikle yatağa koymaktan kaçının. Emzikle uyumaya alışan bebekler de kendi başlarına emziksiz uyumayı öğrenemezler. Emzikler bebeğin emme ihtiyacını gidermek içindir. Uyku için değil. Bebeğiniz emzikle uykuya dalıyorsa yatağa koymadan önce emziği yavaşça çıkarın.

 

 

5) Dört ila altı aylık bebeğiniz uyandığında müdahalenizi geciktirin. Bebeğinizi kontrol etmeye gitmek için birkaç dakika bekleyin çünkü bebeğiniz belki de birkaç dakika içinde uykuya yeniden dalabilir. Ağlamaya devam ederse gidip kontrol edin ancak ışığı yakmayın, oynamayın, kucaklamayın veya sallamayın. Eğer ağlama devam ederse biraz daha bekleyip tekrar kontrol edin. (Aç olabilir, altını ıslatmış olabilir, ateşli olabilir vb.)

 

 

6) Çocukların uyku pozisyonu ve SIDS ( ani beşik ölümü sendromu). Amerikan Pediatri Akademisi sağlıklı çocukların sırtüstü pozisyonda yatırılmasını tavsiye etmektedir. Çünkü son zamanda yapılan çalışmalara göre sağlıklı bir çocuğun uykuda sırtüstü yatmasından doğacak herhangi bir zarar yoktur.

 

 

7) Çocuğunuzun uyumasına yardımcı olan ilaçlardan kaçının. Zamanla ilaçlar etkisiz hale gelirler ve bebeğinizin gündüz tam uyanık olmasını engelleyebilirler. Etkileri gece ortasında bitebilir ve gece uyanmalarına neden olurlar. Bazı ilaçlar gece korkularına veya diğer uyku bozukluklarına yol açabilir.

 

 

8) 2 yaşını geçtiği halde hala ebeveynle yatan çocuğun asıl problemi annesine olan bağımlılığıdır ve bu bağımlılık 6 yaşından önce çözülmelidir, çünkü aynı çocuk ileride annesiz okula da gidemeyecektir.

 

 

9) Uyku öncesi rutinlerine sıkıca uyun. Hatta uyku saati gelmeden az önce ona haber verin (“Dişlerin fırçalanmasına beş dakika kaldı canım”)gibi. Suiistimal etmesine izin vermeyin. Bir masal yerine iki masal olabilir ama üçüncü ve dördüncü olmamalıdır.

 

 

10) Zamanında hazırlanıp yatağa gittiği zaman onu kutlayın. Belki bir çıkartma verebilirsiniz ya da 3 gün arka arkaya uyku rutinine uyduğunda ertesi gün onu sevdiği parka götürebilirsiniz.

 

 

11) Uykuyu reddetmek çocuğun kendini ifade edebilmesinde oldukça güçlü bir yöntemdir. Bu nedenle ona karar verme hakkı tanıyın. Uyku uyuma uyumama konusunda değil de “kırmızı başlıklı kız masalını mı istersin yoksa uyuyan güzeli mi?” diye masal seçme konusunda gücünü kullansın. Ya da yatmadan önce süt mü içersin yoksa meyve suyu mu? Böylece yatağa gitmek ya da gitmemek gibi bir seçeneği olmadığını iyice anlamış olur.

Çocuğumuz için etkinlikler

Bu bilgiyi de sizlerle paylasmak istedim ; )

 

* Gerekli Olanlar

  • Oyuncak hayvan
  • Oyuncağı içine alacak büyüklükte karton kutu
  • Eski havlu, eski kumaş parçaları, pamuk

 

Çocuğunuz uykuya gitmekte isteksiz mi davranıyor? İşte onun uykuya kolay gitmesini sağlayacak bir aktivite.

 

Önce çocuğunuza en gözde oyuncak hayvanını almasını söyleyin. Sonra da karton kutuyu rahat bir karyolaya dönüştürün. Eski bir havluyu yatak olarak kullanabilirsiniz.

 

Makas yardımıyla eski bir kumaş parçasından yorgan yapabilirsiniz. Yastık için biraz emek harcamanız gerekecek. Eski kumaştan küçük bir yastık kılıfı dikin ve içini pamukla doldurun.

 

Oyuncak karyolayı çocuğunuzun yatağının hemen yanıbaşındaki etejerin üzerine koyun. Çocuğunuza uyku saatinin geldiğini ve sevdiği oyuncak hayvanı yatağına yatırmasını söyleyin. Oyuncağını sallayarak ninni söyleyerek ya da masal anlatarak uyutmasını sağlayın. Söylediği ninni ve anlattığı masal telkin görevi yapacak ve çocuğunuz kolayca uykuya gidecektir.

 

Çocuğunuz İçin Ev İçi Aktiviteleri

 

Taklit Et

 

* Gerekli Olanlar

  • Yok

Çocuğunuzun sizin yaptıklarınızı ve çıkardığınız sesleri  taklit etmesini sağlayın. Mesela bazen bir aslan, bazen bir at, bazen bir buharlı tren olun.

 

Adalar Ve Okyanus

 

* Gerekli Olanlar

  • Yastıklar

 

Odanızın çeşitli yerlerine yastıklar yerleştirin. Bunlar adalar olsun, yer ise okyonus. Çocuğunuza suya düşmeden adadan adaya geçmesini söyleyin.

 

Evin İçinde Hazine Avı

 

* Gerekli Olanlar

  • Küçük oyuncaklar
  • Hazine Haritası

 

Çocuğunuzun küçük oyuncaklarını, kitaplarını ve küçük şekerleri saklayarak, bunların yerlerini bir kağıda işaretleyin ve bir hazine haritası oluşturun. Çocuğunuz bu haritayı kullanarak sakladıklarınızı bulsun.

 

Çocuğunuzla keyifli vakitler geçirmeniz dileğiyle..

Kötü Çocuk Nasıl Yetiştirilir!!??

Gectigimiz gunlerde okudugum bir yaziyida paylasmak istiyorum

nerelerde hata yapiyoruz !

ÇOCUĞUNUZU CESARETSİZ VE GÜVENSİZ YETİŞTİRMENİN YOLLARI

İyi çocuklardan bıktınız mı? Etrafınızın dürüst, kendine güvenen, cesaretli çocuklarla dolu olmasından sıkıldınız mı? Hayatta hep güvensiz, cesaretsiz insanların mı başarılı olduğunu düşünüyorsunuz? ‘Ah keşke elimden tutan olsa da, hayalimdeki kötü çocuğu zahmetsiz yetiştirebilsem’ mi diyorsunuz? O zaman doğru adrestesiniz! Tam ağzınıza layık, yüzünüzü ‘güldürecek’ kötü çocuğu yetiştirmenin yolları burada! Vereceğim ‘aspirin’ bilgiler sizi düşünmenin ötesinde netice almaya götürecek. Tabii beni dikkatle dinleyip, her maddeyi ‘özenle’ uygulamaya gayret ederseniz.

Eğer çocuğunuzun cesaretsiz olmasını istiyorsanız, öncelikle çocuğunuza karşı dört dörtlük beklentiler içinde olmanızı öneririm. İçinde bulunduğumuz ‘çağ’ en ufak bir hatayı kaldırmıyor. Siz ne yapın edin, çocuğunuzun yatağını tıpkı sizin topladığınız gibi kusursuz toplamasını bekleyin. Sınavdan 4 aldığında niye 5 almadığını, 5 aldığında niye sınıf birincisi olmadığını sorun. Arada bir komşunun çocuğu Muratla kıyaslamayı da unutmayın. ‘Bak nasıl başardı, senin ondan ne eksiğin var?’ demeyi aman ihmal etmeyin. Yaptığı resmi göstermek için ‘Anneciğim bak güzel olmuş mu?’ diye size koşarak geldiğinde ‘Güzel olmuş da, hiç güneş yeşil olur mu? Keşke sarıya boyasaydın.’ Diyin. Böylece hem cesaretini, hem de hayal gücünü kırmış olursunuz, iyi olur.

Hatalarını herkesin yanında açıkça ifade etmekten çekinmeyin. ‘Okula başlayalı iki ay oldu hala okuyamıyor. Ne olacak bu hali bilmiyorum’ gibi cümleleri, içinde çocuğunuzun da bulunduğu kalabalık ortamlarda kurun. Dikkatsizliği nedeniyle bardağınızı kırdığında ‘Bugün yine sakarlığın üstünde!’ demeyi unutmayın. Kendince ürettiği fikirleri küçümseyin. Bisiklet almak için kavanozdan yaptığı kumbarası için ‘Bu kadar parayla bisiklet alınmaz, ancak baban alabilir’ demeyi ihmal etmeyin.

Ha unutmadan… Aramızda ‘Nergiz hanım benim bebeğim çok küçük. Ben de güvensiz, cesaretsiz bir çocuk yetiştirmek istiyorum, ne yapmalıyım?’ diye soranlar olabilir. Kendilerine söylediklerime harfiyen uymalarını tavsiye ediyorum. Öncelikle bebeğinizin altı ıslandığında hemen değiştirmeyin. Önce işlerinizi yapın, evinizi silin süpürün, olmadı bir çay için öyle temizleyin. Acıktığında hemen emzirmeyin. Dediğim gibi işleriniz bebeğinizden daha önemli! Ağladığında hemen kucağınıza almayın. Maazallah kucağa alışır. Hem bırakın ağlasın, ‘ciğerleri açılır’! 0-1 yaş, çocuklarda güven duygusunun yerleştiği dönem olduğu için, bu dönemde çocuğunuzu akrabaya  (anneanne, dayı, teyze, hala vs. ) bırakıp yurtdışına gidin. Ne de olsa 15 gün sonra yine yanında olacaksınız. Hem zaten ‘güvendiğiniz’ insanlara emanet etmiyor musunuz? Böylece ‘Annem ihtiyacım olduğunda benim yanımda değil’ diye düşünecek, bundan sonraki hayatında attığı her adım ‘acaba?’ ile başlayan tereddütlerle dolu olacaktır.

Şimdilik benden bu kadar. Bir dahaki sefere sizlere beceriksiz ve pısırık çocuklar yetiştirmenin altın kurallarından bahsedeceğim. Tekrar görüşünceye dek hoşçakalın!

Yazar: Nergiz Tuba Bozeyik

27 Mart Pazar

Meva ile Fatih bugün

Ekşili köfteli çorba

Arpa şehriye pilavı

Mangal bonfile

Salata

Yoğurt yediler.

26 Mart Cumartesi

Meva ile Fatih bugün

Sebzeli kremalı spagetti

Turşu

Şekerpare yediler..

Mutlu olmak için

Adamın biri, her mehtaplı gecede alır başını deniz kıyısına gidermiş. Döndüğünde çevresindekiler ona şu soruyu sorarlarmış:

-Ne gördün?

“Dünya güzeli deniz kızları gördüm! Altın sarısı saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlar…” diye cevap verirmiş. Aslında hayalmiş bu.

Bir gece yine tek başına deniz kıyısına vardığında, gerçekten dünya güzeli deniz kızları görmüş. Altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlarmış. Döndüğünde çevresindekiler sormuşlar:

Ne gördün?

“Hiç..!” demiş bu sefer…

“Hiç bir şey…!”

Söyleyeceklerim önemli…

Ama çok önemli….

Ailenizle iyi geçinmek mi istiyorsunuz? O halde:

1- Eşinizi kesinlikle başkalarının yanında (çocuğunuz bile olsa) eleştirmeyin

2- Eleştiri yaparken rencide edici değil, yapıcı olmaya dikkat edin.

3- Eşinizi değiştiremeyeceği fiziki özelliklerinden dolayı eleştirmeyin ya da başkalarıyla karşılaştırmayın.

4- Sürekli eleştiri yapmaktan kaçının. Bu bir süre sonra karşıdaki insanda “duyarsızlığa” sebep olur.

5- Sadece beğenmediğinizde değil, beğendiğinizde de eşinize bunu belli edin.

6- Eşinizin ebeveynleriyle iyi ilişkiler kurun.

Bazı erkekler, kendi anne babasına eşlerinin , ilgi ve saygı göstermesini ,hizmet etmesini beklerler. Ufacık bir kusurda bağırır çağırır, kızar bazen de işi daha da ileriye götürerek fiziksel kabalığa kadar başvurabilirler. Fakat kendileri eşlerinin anne babasına gerekli saygı ve ihtimamı göstermezler.Halbuki eşinizin anne babası da eşiniz için çok önemlidir. Eşimizden kendi anne-babamız için istediğimiz saygı ve sevgiyi, biz de eşimizin anne -babasına göstermek zorundayız.

Ankara´da bir özel okulda aile içi iletişimle ilgili bir seminer verirken, konu eşlerin birbirlerinin anne babalarına değer verme başlığına gelince yukarıdaki cümleleri söyledim. O sırada önlerde oturan bir beyefendi söz almak istedi. Önce kendisini tanıttı. “Ben, özel bir okulda idarecilik yapıyorum. Aşağı yukarı on beş yıldır Ankara´dayım. Eşimle benim memleketim aynı. Bundan beş yıl önce yaşanan bir olayı eşim hala yeri geldikçe başıma kakmaktadır. Dediğim gibi , bundan beş yıl önce bir iş için memleketime, Boyabat´a gitmem gerekmişti. Aslında bir akşamlığına acil bir iş için gitmiştim.. Yani akşam gidip, gerekli olan bir kaç eşyayı alıp, sabah tekrar ayrılmam gerekiyordu. Kısa süreli gittiğim için yalnızdım. Eşimi götürmemiştim. Akşam, kendi anne-babamın yanında kaldım. Aslında eşimin ailesi de benim ailemin oturduğu sokağa çok yakın oturuyordu. Biraz ihmal biraz da yorgunluk ve önemsememe olacak ki, memleketime gittiğim halde eşimin anne-babasının yanına uğramadım ve sabah tekrar Ankara´ya dönmek üzere yola çıktım. Bu gün bu olayın üzerinden beş yıl geçmiş olmasına rağmen hala eşim, yeri geldiğinde bana kırgın olduğunu, kendi anne-babamın yanına gittiğim halde onun anne-babasının yanına gitmediğim için kendisine değer vermediğimi söylüyor.”

Yukarıdaki olayda görüldüğü gibi eşlerimiz, bizden kendi anne-babamıza gösterdiğimiz ilgi ve yakınlığı kendi anne-babalarına da göstermemizi bekliyorlar.

7- Boş zamanlarınızı eşinizle birlikte geçirmenin yollarını araştırın. Önceliği eşinize verin. Bir çok çift, her şeye – ve herkese- zaman ayırabilirken, eşleriyle iletişim kurmaya , onlarla beraber olmaya zaman bulamaz. Arkadaşlarımızla beraber olmak için küçük mazeretler uydurur ve eşimizden olur olamaz zamanlarda izin isteriz. ” Hayatım, haftada bir gün maç yapmaya gidiyoruz, onu da çok görme bize.”

Ya da , ” Kırk yılın başı bir ava gidiyorum.” gibi. Oysa ki yapmamız gereken, arkadaşlarımızla beraber olmaktan mutluluk duyacağımızı; ancak eşimiz ve ailemiz gibi bir önceliğimiz olduğunu sık sık hatırlamamızdır.

8- Eşinizin olumlu yönlerini takdir edin. Sizin için yaptığı hizmetlere teşekkür edin. Yapılması geren çok basit ama ailede mutluluğun temeli olan bir hareket vardır… Onay sözleri kullanmak.

– Yemekler çok güzel olmuş, eline sağlık,

– Evin her tarafı tertemiz, çok güzel,

– Bu elbiseler sana çok güzel yakışmış,

– Saçların böyle mükemmel olmuş,

9- Evlenmeden önce eşler sosyo- kültürel denkliğe önem vermelidir. “Evliliğe teşebbüs edecek kimsenin düşüneceği ilk husus, kendi duygu ve düşüncesine uygun bir eş araştırmaktır. Şimdilerde pek çok genç bu hayati işi sırf hisleriyle değerlendirmekte ve sokakta , çarşıda pazarda tanıştığı biriyle hemen yuva kurmaya çalışmaktadır. Oysaki böyle bir mülahazayla kurulan yuvada huzur aramak son derece yanlış bir düşüncedir. Eşlerin her birinin evlenmeden önceki hayatında kendilerine ait bir sosyal kimliği vardır. Kimi dini hayatın emrettiği bir hayat tarzını en güzel incelikleriyle yaşamaktadır, kimi ise dinden diyanetten çok uzak yetişmiştir. Erkek dinini yaşamak ister, kadın rahatsız olur. Bunun aksi de her zaman söz konusudur. Böyle bir ailede çekişme ve sürtüşmenin ardı arkası kesilmez.

.

Eşler arasında maddi denklik de aile içi iletişimde çok önemlidir. Adamın statüsü, kadınınkinden daha düşükse evliliğin ilerleyen dönemlerinde ailede çatışma yaşanmakta ve eşler daha az mutlu olmaktadır.

10- Eşler birbirlerine karşı empatik davranmalıdırlar.

Empati : Eşlerin birbirlerinin isteklerini, ihtiyaçlarını anlaması, eşini dinlemesi ve ona pozitif destek vermesidir. Eşler arasındaki gerçek yakınlık, içtenlik ve bütünlük empati kurabildikleri sürece ortaya çıkar. Eşler empati kurabilmeyi becerebilirlerse koşulsuz sevgiyi ve aşkı yakalayabilirler.

11- Aile içinde öfke ve kızgınlıkla başa çıkabilmelidir. Her kızgınlık bir kurallar ihlalidir. Birbirinize kızdığınızda dikkat edin, sizi rahatsız eden o kişinin davranışları değil sizin koyduğunuz kurallarınızdır. Şimdi soruyorum size, sizin için mutlu olmak mı önemli yoksa nedenini çok da bilmeden koyduğunuz kurallarınız mı?

12- Aile içerisinde yaşadığınız küçük problemlerinizi biriktirmeyin. Bilindiği gibi patlamalar bir birikimin neticesinde olur. Yeri geldiğinde ifade edilmeyen küçük tepkiler bir sonraki ile birleşip tehlikeli hale gelecektir.Aile içerisinde huzur ve mutluluğu yakalamak için, eşinizle sizi karşı karşıya getirecek olan problemler henüz küçükken oturup konuşun ve onu çözmenin yollarını araştırın. Nasıl olsa kendi kendine çözülür diye düşünmeyin.

13- İlişkinize düzenli olarak bakım yapın. Biz insanların çok garip alışkanlıkları ve davranışları vardır. Araba kullanırız ; kullandığımız araba bize problem çıkarmasın diye periyodik bakım yaptırırız. Aynı titiz bakımı aile içi iletişimimize vermemiz gerektiğini hep unuturuz. Zaman zaman ilişkilerimize bakım yapmalıyız. Duygusal banka hesabımızı kabarık tutmanın yollarına bakmalıyız. Richard L. EVANS´ın güzel bir sözü var: “Her şeyin bakıma, ilgiye, izlenmeye ihtiyacı vardır, özellikle hayatımızdaki en hassas ilişkilerin. Ve evlilik de bir istisna değildir. İhmal edilen bir şey olduğu gibi kalmaz, mutlaka bozulur.

Piramit pasta

Off söylemesi ayıp ama harika gözüküyor değilmi :):):)

aslında bildiğimiz büskivili pasta bu ama biraz süsleniyor yani bir üst versiyonu oluyor:)

Çok basit hemen yapılabilecek ve çok hafif bir tarif…

Malzemeler

@ 2 paket puding
@ puding paketinde nekadar süt diyorsa ona göre süt
@ 2 paket petibör bisküvi
@ 2 adet muz
@ 1 adet üzeri için Dr. oetker glazur cake ıcing ( olmasada olur çikolata sos sanarak almıştım bende zaten) 🙂 yoksa çokulata sos
Yapılışı
Pudingi tarifine göre yapıyoruz
Tepsiye aliminyum folyo sarıyoruz büsküvileri dizip üzerine puding döküyoruz
3 kat bu işlemi yaptıktan sonra ortaya muz koyuyoruz
Dikkatlice aliminyum folyoyu kaldırıp bisküvilerin ucunu birleştirerek piramit şekli veriyoruz
Folyoyu sıyırıp kalan pudingimizle piramitimizin üstünü kaplıyoruz
Son olarak  isterseniz Dr. oetker glazur cake ıcing tarifne göre hazırlayıp üzerine döküyoruz veya çikolata sos döküyoruz…
Buzdolabında 1-2 saat dinlendirdikten sonra dilimleyip servis yapıyoruz…
Afiyet olsun

Tahinli kurabiye

Çok sevdiğim bir kurabiye bu benim.

içinde margarin olmadığı için çok hafif geliyor bana tabi yumurta da yok.

Ben yumurtayı çok mecbur kalırsam kullanıyorum pek hoşlanmıyorum kokusundan sizde kurabiyede yumurta ne arar diyorsanız bu tarif size göre..

Ayrıca bu kurabiyecikler buz tutmuyorlar boş vaktim olduğunda yapıp saklama kaplarında dipfirizde tutuyorum acil gelen olduğunda ben kahve yapana kadar yenecek kıvama geliyorlar bile üstelik tazecik duruyorlar..

 

Malzemeler (Bu ölçüden minik mink olmak üzere 94 tane çıktı)

@ 1 Çay bardağı tahin ( ben 2 ye yakın koyuyorum)
@ 1 su bardağı budra şekeri
@ 1 su bardağı ceviç içi ( ben yarım bardak koyuyorum)
@ 1 su bardağı sıvı yağ
@ 4 su bardağı un
Yapılışı
Ceviz hariç bütün malzemeleri yoğuruyoruz en son kırık cevizleri ekliyoruz ( cevizleri baştan koyarsanız yoğurması çok zor oluyor elleriniz acır:) )
Minik minik yuvarlayıp 180 derecede kızartmadan pişiriyoruz. Hepsi bukadar
Afiyet olsun

25 Mart Cuma

Meva ile Fatih bugün

Yaprak sarması

Namı değer şakşuka yani karşık kızartma

Havuç salatası

Şekerpare yediler

Azeri baklavası

Taa Azerbeycan dan gelen bir resim ve tarif bu tadına bakmadım ama bakmayı çok isterdim görünüşüne baktığım kadarıyla mükemmel… Can bacım Leylama çok teşekkür ediyorummm.. Aynen onun yazdığı gibi size yayınlıyorum bende

 

HAMUR ICIN
@ 4 BARDAK UN,
@ 2 TANE YUMURTA,
@ 15 GR.KURU MAYA,
@ 250 GRAM TERE YAGI
@ 1 BARDAK KREMA,
@ YARIM BARDAK SUT,
@ 1TUTAM TUZ.

IC ICIN:

@ TEMIZLENMIS FUNDUK CEVIZ KARISIGI 1KG..
@ 700 GRAM SEKER TOZU..( pudra şekeri)
@ 2CAY KASIGI HiL…( bunu bende bilmiyorum nedir) 🙂

YAPILISI:

UN ELENIR.
AYRI BI KABDA ILIK SUTE 1TUTAM TUZ,MAYA,1 YUMURTA,KREMA,TERE YAGI(ERINMIS HALDE AMA KAYNAR OLMASIN)HEPSINI IYICE KARISTIRIP UNA ILAVE EDIP IYICE HAMUR YOGRULUR..
HAMUR KULAK MEMESI YUMUSAKLIGINDA OLMALI,,VE 1 VE YA 1.5 SAATE SICAK YERDE DINLENDIRILIR..

IC ICIN:

ONCE CEVIZLER KABUKLARDAN AYRILIR…
SONRA TEKRAR O TEMIZLENMIS CEVIZ VE FUNDUKLARI KISIK ATESTE 1 TAVADA YANMAYARAK TAVADA KAVRULUR VE SICAK SICAK KABUKLARINNAN AYRILIR..
CEVIZ VE YA FUNDUKLAR BEMBEYAZ OLMALI..
SONRA ONLARI BADEM MAKINASINDAN GECIRIYORUZ…
HEPSI TOZ GIBI OLANA KADAR MAKINADA INCELENIR…
HAZIR OLDUKTAN SORA SEKER TOZUNU ILAVE EDIP KASIKLA KARISTIRMAK LAZIM UZERINE HIL VE TARCIN(YARIM CAY KASIGI)ILAVE EDILIR…

HAMUR HAZIR OLDUKTAN SORA TEPSINI GOTURUYORUZ YAGLI KAGITA ALT VE UST KATI 1 AZ KALIN OLMALI AMA ARALARDAKI KATLAR TUY GIBI YUFKASI OLMALI…

HER HAMURU ACTIKCA ARASINA 1 YEMEK KASIGI ERINMIS YAG KOYULUR USTUNE CEVIZ TEKRAR DIGER HAMUR ACILIR USTU USTE 12 KAT HAMUR ACILIR EN UST KAT BIR AZ KALIN ACILMALI HAMURU…
BOYLECE TUM YUFKALARIN ARASI YAGLANIP  ICI KOYULUR UST KATSA YUMURTANIN SARISIYLA SURULUR SORA TAM SONUNKADAR DEGIL HAFIFTEN BAKLAVA SEKLINDE KESILIR FUNDUKLA SUSLENIR VE FIRINA NOYULUR..
200 DERECEDE 15 DK PISTIKTEN SORA FIRINNAN CIKARTIP O KESIKLERIN ARASINI ERINMIS YAGLA DOGUYORUZ TEKRAR 15 DK LIK FIRINA KOYORUZ,15 DK SORA TEKRAR CIKARTIYORUZ TEKRAR ERINMIS YAG DOKUYORUZ KESIKLERIN ARASINA TEKRAR FIRINA VERIYORUZ VE SON OLARAK YINE 15 DK SORA CIKARTIP TEKRAR KESIKLERIN ARASINA YAG ERINMIS YAG DOKUP FIRINA VERIYORUZ 15 DK PISIYO..PISMESINE 5 DK KALMIS UZERINE SERBET GEZDIRIYORUZ…

SERBET ICIN

@ 1BARDAK SEKER TOZU
@ 1 BARDAK KAYNAR SU VE 1 AZ LIMON SUYU KAYNATIYORUZ VE SERBET HAZIR….
Afiyet olsun

Kremalı kabak çorbası

Çok hafif, besleyici bir çorba.

Çocuğunuz benim oğluşum gibi sebze yemiyorsa ona kabak, havuç, brokoli, karnabahar,domates, bezelye ve patates çorbaları yapabilirsiniz sonrada tadını beğenip sizde içersiniz :)birde patlıcan çorbası kaldı denemediğim en kısa zamanda onuda deneyeceğim inşaallah:)

 

işte tarifimiz için gereki olan

Malzemeler

@ 3 kabak
@ 1 kuru soğan
@ 2-3 diş sarımsak
@ 5 bardak varsa et veya tavuk suyu yoksa normal su
@ 3 kaşık un
@ 3 kaşık yağ
@ 1 kutu krema yoksa üzülmeyin ben olmadığında 1 bardak süt ekliyorum
@ Tuz, nane, pulbiber
Yapılışı
Tencerede rondodan çekilmiş soğan sarımsak kavrulur
Un eklenir kavurmaya devam edilir
İçine rendelenmiş kabaklar eklenir kavrulur
Suyu ilave edilir pişene kadar kısık ateşte ara sıra karıştırılır
Pişince azar azar kreması eklenir
Blendırdan çekip tuzu ilave edilir ve ocaktan alınır…
Afiyet olsun
Meva notları: Ben kabağıyazın rendeleyip dipfirize atıyorum kışın çıkarıp kemen çorbasını yapıyorum rahat oluyor ve kabaklar mevsim kabağı olmuş oluyor tavsiye ederim:):):)

Previous Older Entries

Bana Ulaşmak için

meva_celik@hotmail.com.. Sizde resimli özel ve güzel yemek tarifleriniz varsa bu adresime gönderin yayınlayayım...
%d blogcu bunu beğendi: