Kardeş ilişkileri ve kıskançlığı

Kıskançlık, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanoğlunun en doğal,en evrensel duygularından biridir. Kıskançlık sevilen kişinin başkasıyla paylaşılmasına katlanamamak olduğuna göre, sevginin olduğu her yere girer. Sevgililer arasında kıskançlık, belli bir ölçüyü aşmadığı sürece, sevgi gülünün dikeni sayılır.  Ancak bu doğal duygu insanı kemiren bir tutku olmaya başlayınca, sevgiyi gözeten bir duygu olmaktan çıkar,sevgiyi yok eder.

Kardeşlik bağı, bir sevgi kaynağı gibi düşünülürse de kardeşler arasında önemli problemler söz konusudur. Kardeş grubu, istemsiz rekabet nedeniyle bozulabilir.

Çocuk için en değerli varlık annedir. Onu başkalarıyla bölüşmek kolay değildir. Eşinin kolunda başka kadını gören birisiyle annesinin kucağında onun dışındaki bir çocuğu gören çocuğun duyguları pek ayrılık göstermez. Hele küçük bir çocuk için kendisi varken, ikinci bir kardeşe neden gerek duyduğunu anlamak çok güçtür. Anne sevgisini yitirmek korkusu, daha yeni kardeş geleceğini öğrendiği anda içini sızlatmaya başlar.

Annenin gebeliğinin son aylarında ağırlaşmasıyla isteksiz ve yorgun oluşu, kucağına almayışı, çocukta sevilmediği duygusunu yaratmaya başlar. Tedirgin bir bekleyiş içinde annenin sevgisini sınamaya başlar. Çevresinde dolaşır,olmadık isteklerde bulunur. Huysuzlaşır, ağlar, tutturur.

Ancak asıl fırtına, kucağında hiç tanımadığı bir bebekle anne eve dönünce kopacaktır. Evde esen bayram havası, bebeği görmek için eve doluşan insanlar, “Maşallah nur topu gibi bir yavru” gibi sözler, çocuğun iyice boynunu büker. Artık korkusu gerçekleşmiştir. Anneyi bütün gün uğraştıran, bütün ilgiyi üstünde toplayan bu yaratık onun yerini gerçekten almıştır.

Kendisi erkekse yeni doğan bebek kız ise onun ondan dolayı daha çok sevildiğini düşünür. Erkek ise ikinci bir erkek çocuğa neden gerek duyulduğunu bir türlü anlayamaz. Bir süre duygularını saklar. Bebeği sever. Getirdiği hediyelerle oyalanır.

Birkaç gün geçince “Bebeği sevdik, artık geldiği yere gitsin.” diye bir yoklama yapar. Bebeğin gitmeyeceğini anladığında kıskançlık belirtileri su yüzüne çıkmaya başlar. Bebek emzirilirken o da anne kucağına tırmanır. Biberonla beslenmeye başlar. O da kakasını, çişini altına yapmaya başlar. Yemeğini kendi başına yerken annesinin yedirmesi için direnir. Böylece onun papucunu dama attıran yumurcağa benzeyerek annenin ilgisini üstünde tutmaya çalışır. Bebeksi konuşmaya özenir. İtmeler, vurup kaçmalar başlar. Sert tepkiyle karşılaşınca tavırlarının şiddetini arttırır.


Teorik açıdan anne sevgisini eşit dağıtıyorsa, kardeşler arasında kıskançlık olmaması gerekir. Fakat kıskançlık ,ne eşit dağıtım ne de elde edilenlerin eşit olması ile ilişkilidir. Çoğunlukla çocuk, böyle bir dağıtımla eksik bırakıldığı duygusuna kapılır. Aslında,annelerin kıskançlık duygusunu engelleyememesi eşit dağıtım yapıp yapamadıklarına ilişkin kaygıya dayanır. Aksine, rahat, kaygısız davranan, kişisel problemlerinde teorik cevaplar aramayan anneler, kardeşler arasındaki gerilimi daha kolay azaltır.

Kardeş kıskançlığı,annenin ihmalkarlığı veya çok dikkatli olması halinde daha önemli hale gelir.

Anne sevgisini tümüyle yitirmediğini gören çocuk, zamanla yatışır. Ama kardeşine karşı duydukları birden değişmez. Kimi çok sever görünür, kimi de kardeşini gözü görmek istemez. Zamanla kardeşine karşı olumlu duyguları artacak, olumsuzluklar ise azalacak ya da içe atılacaktır. Bu ancak çocuğun duygularının anlayışla karşılandığı evlerde oluşur.

Çocuk kardeşini sevmek zorundaymış gibi bir duyguya kapılmamalıdır. Olumsuz duygularını dışa vurunca suçlanmamalıdır. “Kardeşimi hiç sevmiyorum” diyen bir çocuğa “Aman o nasıl söz? O sana ne yaptı? Böyle şirin kardeş sevilmez mi?” demek çocuğun kardeşine karşı öfkesini daha da arttırır. Bunun yerine “Ona kızmakta haklısın. Bak beni de ne kadar uğraştırıyor. Arada sırada ben de kızıyorum.” demek hem çocuğu şımartır hem de içine su serper. Çocuk kıskançlığını açıkça belli etmeden anne bu duruma tercüman olabilir. “Kardeşin geldiğinden beri onunla uğraşıyorum diye seni sevmediğimi düşünebilirsin, ama ben seni eskisi kadar seviyorum. Benim de kardeşim olduğu zaman öyle sanmışım. Hem anneme hem de kardeşime kızmışım. Ama bunun böyle olmadığı çok geçmeden anlamıştım.” gibi sözler anneyle çocuğu yakınlaştırır, çocuğun kafasındaki kuşkuları siler. Ama kıskançlığını toptan gidermez.

Zaten önemli olan kıskançlığı ortadan kaldırmak değil, o duyguyu yatıştırmaktır.

Sözlerle davranışlar birbirini desteklemelidir. Çocuğun ilgisini sevgisini sürdüren bir anne,çocuk bebeğe yaklaştıkça “Aman kardeşine dokunma” diye tepki gösterirse,hele kardeşe vurup kaçtığında “Ne yapıyorsun,kardeşini öldüreceksin.” Ya da “Kardeşin ölürse biz ne yaparız?” derse çocukta kardeşine karşı öfke artar,onun el üstünde tutulduğu duygusu kök salar.

Çocuğun duyguları anlayışla karşılanmalı, ancak kardeşine vurmasına izin verilmeyeceği de kesin bir dille anlatılmalıdır.

Anne ve evdeki herkes bebeği çocuğun önünde gösterişli bir biçimde sevip okşamaktan kaçınmalıdır. Annenin öteki çocukla çok uğraştığı bir sırada babanın çocukla ilgilenmesi çok uygun olur.

Annenin sevgisini kanıtlamak için aşırı çaba göstermesi gerekmez. Örneğin baştan beri kendi odasında yatmaya alıştırılan çocuk yeni kardeş geldiğinde yanlarına alınması uygun bir davranış olmaz. Ana-babanın yanında baştan beri yatan bir çocuğunda bebek gelir gelmez odasının ayrılması da son derece yanlıştır. Oda ayırma işlemi bebek doğmadan önce yapılmalıdır.

Çocukla kardeşi arasındaki yaş ayrımı ne kadar azsa kıskançlığın o denli büyük olduğu doğrudur. Kendisi üç yaşında olan,ana-babanın bakımı ve desteğine gereksinimi henüz bitmemiş çocuğun yeni gelen kardeşe tepkisi büyük olur. Oyun ve okul çağında kardeşler daha çok benimserler. Ancak bu her zaman geçerli olmayabilir. Örneğin 8 yaşına kadar evin tek çocuğu olarak bütün sevgiyi üstünde toplamış ve şımartılmış bir çocuk,kardeşini kolay kolay bağrına basamayacaktır.

Genellikle çocukların ilk kardeşe tepkileri büyük olur. İkinci ya da üçüncü kardeşi daha kolay benimserler.

Kardeşler arası ilişkinin yapısı,sıra ve cinsiyetiyle sıkı sıkıya ilişkilidir. Sıra ,çocuğun anne,baba ve kardeşlerin karşısındaki tavrını belirler.

BÜYÜK ÇOCUĞUN GÜÇLÜĞÜ

Genelde ilk çocukların hemen her zaman aile içinde iyi bir yere sahip oldukları inancı yaygındır. Aslında,kalabalık aile içindeki en büyük çocuk için bu durum söz konusu değildir. İlk çocuk,önce tek çocuktur. Ana-babasının sevgisi tümüyle kendine aittir. Daha sonra bu sevgiyi paylaşma ve ana-baba karşısında statü kazanmak için mücadele etmek durumunda kalır.

Ana-baba,genellikle ilk çocuğa,diğerlerinin doğumundan sonra farklı davranırlar. İlk çocuk her zaman daha farklı kabul edilir. Bir çok anne,ilk çocuğuna daha fazla özen göstermiştir. Bununla birlikte genç anne-babada deneyim eksikliği vardır. Bu da aşırı hoşgörü ve kızgınlık arasında gidip gelen davranış değişikliklerine sebep olur. Tek çocuk birden büyük çocuk olur. Bazı sorumluluklar üstlenmek zorunda kalır. Daha önceden bu ortama alıştırılmamışsa,kardeşini ana-babasının sevgisini paylaşmak zorunda olduğu bir varlık olarak görür. Bir de,aile ilgisi kesilmişse,kendini terk edilmiş hisseder.

Büyük çocuk,önceden sahip olduğu ayrıcalığını sürdürmek ister. Bazı aileler de buna ortam hazırlarlar. Bu durum büyük çocuğun kendisini ayrıcalıklı görmesine,kardeşlerine yukarıdan bakmasına ve onların faaliyetlerine katılmamasına sebep olur.

Burada anneye düşen ilk görev, yeni doğanla fazla ilgilenip, büyüğü unutmamak, okul yaşamı ya da oyunları ile ilgilenmektir. Büyük çocuğun kardeşini rakip gibi görmesi geçicidir, şeklinde düşünmek yanlıştır. Ona aile içindeki yeri anlatılmalı , güçlükleri birlikte çözülmelidir. Büyük çocukla kardeşleri arasında sosyal ilişki zemini hazırlanmalıdır. Böyle bir ortam oluşturmak için,çocuğa bebeği koruma görevi yeterli olabilir.

Kardeşler arası kıyaslamadan kaçınma gerekir. Büyük çocuk küçük düşürülmemelidir. Tabii bunun için ona aşırı ayrıcalık vermek de hatalıdır. Çocuğun kendinden küçüklerin ihtiyaçlarını ve isteklerini anlayışla karşılaması gerekir. Bunun yanısıra,küçüklerin,ona olan tutumuna dikkat etmelidir. Diğer bir tehlike,büyük çocuktan yaşının üstünde davranış beklenmesidir.

ORTANCA ÇOCUK PROBLEMİ

Üç çocuklu ailelerde çoğunlukla en şansız olanı, küçük ve büyük kardeşlerine oranla daha az sevgi gören ya da gördüğünü düşünen çocuk, ortanca çocuktur. Bu nedenle,gerek uyum ve davranış bozukluğu gösteren çocuklarda,gerekse suçlu çocuklarda “ortanca çocuk olma” önemli bir etmendir. Ortanca çocuğun şanssızlığı,kendisini büyük kardeşiyle kıyaslanmaya çalışılması ve bu kıyaslama sonucu,kendini kendini yetersiz hissetmeyle, ilgi ve sevginin küçük kardeşinde odaklaşmasıdır.

Ortanca çocuk, kendisinden daha güçlü ve yetenekli bir kardeşle, kendinden sonra gelen kardeşin meydana getirdiği ikili sorunlarla baş etmek zorundadır. Böyle bir çocuk yaşıtlarıyla sürekli yarış haline girebilir. Kendisinin diğerleri kadar yetenekli olmadığı inancı, ikinci çocuğun ilerideki yaşamında tepkici, başkaldırıcı ya da ezik ve karamsar bir kişilik geliştirmesine sebep olabilir.

Genelde ortanca çocuk ne büyüğün ayrıcalıklarına ne de küçüğe gösterilen özene sahiptir. Büyüklerin oyununa katılamaz, çünkü kurallarını bilmez. Küçük gibi davranamaz, çünkü ona iyi örnek olması gerekir. Sonuçta büyüklerin ödevini, küçüklerin oyunlarını engelleyen durumuna gelir. Bu durumda en çok cezalandırılan olur ve çevresine düşmanca duygular besler. Okul çağı durumu kolaylaştırır. Ortanca çocuk, hem okul çalışmasında büyük kardeşle birlikte olur,hem de küçükleri koruma görevi edinir.

Ona aile içinde bir yeri olduğu gösterilmeli, düzeyine göre işler verilerek diğerlerinin yanında başarılı olabileceği vurgulanmalıdır. Kardeş sırası,çocuğun kardeşleri karşısındaki tavrını belirlemez. Bunda daha çok ana-babanın tutumu etkilidir.

KÜÇÜK ÇOCUK

Büyük çocuk ve ortanca çocuktan sonra,küçük çocuğun konumu da onu zor durumlara sokabilir. Ailenin ilgi merkezi olarak en çok şımartılan kişi olan küçük çocuk, diğer aile üyelerinin gözünde her zaman çocuk kalır. Bu durum en küçük çocuğun, ben merkezci tavırları geliştirmesine ve kendisinden güçlü ve yetenekli kardeşlerinin yanında sürekli olarak yetersizlik duygusu yaşamasına sebep olabilir.

Böylece kardeşlerin doğum sıraları,ailedeki yerleri,kişiliklerinin oluşumunda bir etken olarak ele alınabilir. Ancak kişiliği biçimlendiren nedenler zincirinde doğum sırası sadece bir halka olarak düşünülmelidir. Yoksa, çocuk kişiliğini etkileyen en önemli etken değildir.

Çok çocuklu ailelerde,kardeşlerin birbirine ne denli değişik roller aldıklarını herkes bilir. Birisi sorumlu ve güvenilirdir. Az destekle kendi işini kendi yapar. Çalışkandır. Arkadaşsız sayılmasa da, pek dışa dönük değildir. Bu çocuk genellikle ilk ve en son çocuktur.

Başka bir kardeşin toplumsal yönü ağır basar. Arkadaş canlısıdır,evde pek durmaz. Çünkü yaşıtlarınca aranır,sokulgan ve dışa dönüktür. Sınıfta kalmayacak derecede çalışır. Ders dışında pek çok ilgileri vardır.

Bir başka kardeş, sessiz ve içlidir. İlgileri topluma yönelik olmaktan çok, ev içinde kalır. Okumak, resim ve müzik gibi uğraşları vardır, sevincini ve kaygısını pek açığa vurmaz.

En küçük kardeşin “evin bebeği” rolünü başka kardeşler de üstlenebilir. Hasta ya da sakat bir çocuk sürekli kollanıp, bakıldığı için bağımlı,n azlı ve kolay ağlayıp küsen bir bebek durumuna geçebilir.

KARDEŞ GEÇİMSİZLİĞİ

Kardeş geçimsizliği olmayan ev parmakla gösterilir, Küçük yaşların açık kıskançlığı yaş ilerledikçe üstü örtülü olarak, çekişme ve anlaşmazlıklar biçiminde sürer. Ana-babanın,kıskançlığı en uygun yollardan ele aldığı, ayrım gözetmediği evlerde bile, belli ölçülerde yarışma ve çekişme vardır.

Kıskançlık gibi kaba ve yıkıcı bir duygunun yarışmaya dönüşmesi, önemli bir gelişmedir. Bunu sağlayabilen ana-baba başarılı sayılmalıdır. Bununla birlikte kardeşler arasındaki çekişmenin ara sıra alevlenmesi de olağandır. Çünkü kardeşler hem birbirine bağlıdırlar hem de karşıdırlar.

Özellikle ana-baba yanında yakınmaları ya da çekişmeleri üst düzeye varır. Oysa yalnızken az çekişirler. Hele dışarıda birbirlerinin koruyucuları kesilirler. Biraz önce saç saça baş başa dövüşürlerken, biraz sonra can ciğer kuzu sarması olurlar.
Kardeşine soluk aldırmayan çocuk,annesi kardeşini döverken, araya girmeye çalışır, kendisi dayak yeme pahasına başka çocuklara karşı kardeşini savunur.

Kardeş kavgaları en mutlu evlerde bile, ana-babayı her gün uğraştıran bir sorun olabilir. Her zaman da kolay bir çözümü yoktur. Bu durumda ana-babanın yapacağı en iyi şey yangına körükle gitmemektir. İlk kural çocukların oyununa gelmemektir. Çocuklar ana-babayı kendi anlaşmazlıklarına çekmekte ustadırlar. Kavgayı kimin başlattığını aramaya çalışan ana-baba,bu işin çok zor olduğunu görür.

Tutulacak doğru yol nedir? En doğrusu mümkün olduğu kadar araya girmemek, anlaşmazlıkları kendi aralarında çözümlemeleri gerektiğini söz ve davranışlarla kardeşlere anlatmaktır. Küçük çekişmelerde,tartışmanın kavgaya dönüşmediği durumlarda ,ana-babayı yardıma çağırsalar da araya girmemek en uygun çözümdür. Tartışma büyüyor ya da kavgaya dönüşüyorsa en iyisi kardeşleri birbirinden ayırmak, ayrı odalara göndermektir. Kavga anne babanın gözü önünde geçmemişse, kural olarak cezaya ya da dayağa başvurmamak gerekir.

Kardeş sorunları nereden kaynaklanır? Sorusu hep aklımıza takılır. Bu sorunun cevabı öncelikle gerçekten kardeş ayrımının yapılıp yapılmadığı ile ilgilidir. Ne yazık ki bir çok evde bu bilinçsiz olarak yani kasıt içermeden yapılmaktadır. İlk ayrım daha önce değindiğimiz küçük-büyük ayrımıdır.  Evde sağlığı bozuk ya da sakatlığı olan çocuğa daha çok ayrıcalık tanınmıştır. Müzmin hastalığı olan çocuk,hastalığının gerektirdiği bakımdan çok ilgi görüyorsa, bu durum kardeşlerde acıma duyguları değil, kızgınlık uyandırır.

 

Birkaç kız kardeşten sonra gelen erkek kardeşin de yeri hep ana-babanın gözünde farklı olur.

Türkçe’de,kardeşlerin bu çelişkili bağlılıklarını belirten çok güzel sözler vardır:

“Kardeş kardeşin ne olduğunu,ne öldüğünü ister”.
”Kardeş kardeşi bıçaklar,yar başında kucaklar.”

Bu sözlerin belirttiği evrensel gerçek, kardeşlerin birbirlerini hem sevdiği hem de çekemediğidir. Kimi kardeşler ne geçinebilirler, ne de ayrı durabilirler. Genellikle yaş ilerledikçe sevgi ağır basar. Ancık bu karşıt duygular,bu ikili duygular etkisini uzun yıllar sürdürebilir.

Erişkin yaşa gelip de, çocuklar gibi didişen kardeşler az değildir.

PSK. MİNE ÖZKAMALI

Reklamlar

Tuvalet eğitimi

Bebeklere tuvalet eğitimine zaman verilmeli ?

Çocuğunuzun ne zaman tuvalete idrarını yapacak çok merak ediyor olmalısınız. Bu eğitimi ne zaman vereceğiniz çok önemlidir. Bebeğiniz bezin rahatlığına alıştığından başlarda biraz inat edebilir. Ama 18. aydan itibaren idrarı tutma kasları geliiştiğinden idrarını yavaş yavaş tuvalete yapmaya başlayabilir. Daha öncesinde çocuğu atlına yapmaması için zorlamak boşuna bir çaba olduğu gibi çocuğunuzu da olumsuz etkileyebilir.

Bebeğinize 18ay 2.5 yaş arası bu eğitimi kazandırmalısınız. Bebeklerin idrar  tutma kasları geliştikten sonra yani  18. aydan sonra yavaş yavaş tuvalete alıştırmaya başlayabilirsiniz. Çocuğunuzu bunun için  zorlamayınız. Bu eğitim çocuk için bir başarı sınavı gibidir. Bu nedenle çocuğunuza bu konuda ona baskı yapmanız, ona kızmanız onun özgüvenini zedeleyecektir. Daha çok bunu oyun haline getirebilir, çocuğunuzu sözsel dokunsal ödüllendirmelere yönelebilirsiniz.

Çocuğunuzun her altına yapmayıp tuvalete yaptığında ona aferin benim oğluma/ kızıma diyebilir, Onu öperek okşayarak ödüllendirebilirsiniz. unutmayınız ki bebeğinize bir kere dokunmanız onu öpmeniz ona çikolata vermenizden daha etkiliidir.

Anne ve Babalara iletişimin anahtarları

· Çocuğunuzla birşey konuşurken onun seviyesine inin göz göze gelmeye çalışın. İşbirliği yapmaya daha istekli olacağını göreceksiniz.

· Söyleyeceklerini bilseniz bile onu iyi dinleyin. Çocuğunuzun anlattığını sıkıntıdan patlasanız bile can kulağıyla dinleyin.

· Çocuğunuzu yargılamadan dinleyin. Böylece onun gerçek duygu ve sorunlarını öğrenme şansınız olur.

· Çocuğunuzun duygularına karşı çıkmayın. Düşüncenin doğrusu yanlışı olsa bile duygunun doğrusu yanlışı olmaz.

· “Korkuyorum” diyorsa ne var bunda korkacak diyerek karşı çıkmak yerine demek korkuyorsun diyerek yanında olduğunuzu hissettirin.

· Yaşadığı problemden ne sonuç çıkardığını sorarak tercübe kazanmasına yardımcı olun. O sırada onunla asla tartışmayın ders vermeye çalışmayın. Mutlaka gerekiyorsa bunu duyguları yatıştıktan sonra yapın.

· Çocuğunuzu kendinize düşman etmek istemiyorsanız “ben sana demedim mi” demeyin
· Çocuğunuza emir vermeyin. Ondan isteyin .
Çocuğunuzla konuşurken fiillerin sonuna “ebilirsin” i ekleyin (yapabilirsin, üstesinden gelebilirsin öğrenebilirsin) şeklinde konuşun.
Çocuğunuzla iddalaşmayın, yumuşak sesle ben böyle düşünüyorum deyin ve susun.
Çocugunuza düşünce ve duygularını ifade etme fırsatı verin, cevap veriyorsa kızmayın.

· Çocuğunuza bir satıcıdan istediği indirimi kavga etmeden almayı öğretin. Ona iyi model olun, kız çocuklar anneyi, erkek çocuklar babayı örnek alır.
· Çocuğunuza doğru bilgi verin. Nasılsa anlamaz bunu onun için yapıyorum gibi
gerçeklerin arkasına sığınmayın. Kaybolan güven geri gelmez

ÇOCUĞUNUZUN YAPTIĞI BİR ŞEYDEN HOŞLANDIĞINIZDA BUNU SEBEBİYLE BELİRTİN BÖYLELİKLE OTOMATİK TEŞEKKÜR YERİNE İNSANLARI MUTLU EDEN ÖZEL TEŞEKKÜRE GEÇEBİLİRSİNİZ..
·
Çocuğunuzun ilgilendiği konulardan kitaplardan, müziklerden zevk almaya çalışın.
Özel günlerinde yanında olun.

Buna rağmen çözemediğiniz sorunlarda bir uzmandan yardım alın.

H. Baykallı
NLP Eğitmeni Performans Danışmanı

UYKUSUZ ÇOCUKLAR VE UYKUSUZ ANNELERİ İÇİN 11 ÖNERİ

Uyku problemlerinin altında bir çok neden yatıyor olabilir.

 

Bunlardan bazıları; annenin tutum hataları (erken yaşlarda sabit bir uyku düzeni kuramama, uyku ortamını sık değiştirme vb.), annenin yetersizliği (ruhsal sorun yaşayan annelerin hem çocuğun taleplerine karşı sabırları azdır hem de bebeğin verdiği sözel olmayan mesajları anlayamayabilirler), gece kabusları-sayıklamaları, gece terörü (derin uyku döneminde uykunun ilk saatlerinde ortaya çıkan bu durumda çocuk, ayakta, çığlık çığlığa veya ağlayarak uyanabilir.

 

Gece kabuslarından farkı, sonradan sorulduğunda çocuğun hiçbir şey anımsamamasıdır), sağlık problemleri (çeşitli hastalıklar veya ilaç tedavileri nedeniyle çocuğun uyku düzeni bozulabilir) ve uykuda yürüme gibi nedenlerdir.

 

1) Bebeğinizi mümkün olduğu kadar sakin ve sessiz tutmaya çalışın. Gece yarısı çocuğunuzu beslemek veya altını değiştirmek gerektiğinde onu çok fazla uyarmayın çok fazla uyandırmayın.

 

 

2) Çocuğunuzun gündüz çok uzun süre uyumasına izin vermeyin, gün içinde çok uyuyacak olursa gece uyanık olma ihtimali daha fazla olacaktır.

 

 

3) Bebeğinizin uykusunun geldiğine dair ilk belirtide yatağına yatırın. Bebeğinizin kendi başına uykuya dalmayı öğrenmesi gereklidir. Bebeğiniz uyuyana kadar onu kucaklamak veya sallamak gece yarısı uyandığında da aynı şeyleri yapmanızı gerektirir. Bu da çocuğunuzun uyumayı kendi başına yapabilmesini engeller.

 

 

4) Bebeğinizi emzikle yatağa koymaktan kaçının. Emzikle uyumaya alışan bebekler de kendi başlarına emziksiz uyumayı öğrenemezler. Emzikler bebeğin emme ihtiyacını gidermek içindir. Uyku için değil. Bebeğiniz emzikle uykuya dalıyorsa yatağa koymadan önce emziği yavaşça çıkarın.

 

 

5) Dört ila altı aylık bebeğiniz uyandığında müdahalenizi geciktirin. Bebeğinizi kontrol etmeye gitmek için birkaç dakika bekleyin çünkü bebeğiniz belki de birkaç dakika içinde uykuya yeniden dalabilir. Ağlamaya devam ederse gidip kontrol edin ancak ışığı yakmayın, oynamayın, kucaklamayın veya sallamayın. Eğer ağlama devam ederse biraz daha bekleyip tekrar kontrol edin. (Aç olabilir, altını ıslatmış olabilir, ateşli olabilir vb.)

 

 

6) Çocukların uyku pozisyonu ve SIDS ( ani beşik ölümü sendromu). Amerikan Pediatri Akademisi sağlıklı çocukların sırtüstü pozisyonda yatırılmasını tavsiye etmektedir. Çünkü son zamanda yapılan çalışmalara göre sağlıklı bir çocuğun uykuda sırtüstü yatmasından doğacak herhangi bir zarar yoktur.

 

 

7) Çocuğunuzun uyumasına yardımcı olan ilaçlardan kaçının. Zamanla ilaçlar etkisiz hale gelirler ve bebeğinizin gündüz tam uyanık olmasını engelleyebilirler. Etkileri gece ortasında bitebilir ve gece uyanmalarına neden olurlar. Bazı ilaçlar gece korkularına veya diğer uyku bozukluklarına yol açabilir.

 

 

8) 2 yaşını geçtiği halde hala ebeveynle yatan çocuğun asıl problemi annesine olan bağımlılığıdır ve bu bağımlılık 6 yaşından önce çözülmelidir, çünkü aynı çocuk ileride annesiz okula da gidemeyecektir.

 

 

9) Uyku öncesi rutinlerine sıkıca uyun. Hatta uyku saati gelmeden az önce ona haber verin (“Dişlerin fırçalanmasına beş dakika kaldı canım”)gibi. Suiistimal etmesine izin vermeyin. Bir masal yerine iki masal olabilir ama üçüncü ve dördüncü olmamalıdır.

 

 

10) Zamanında hazırlanıp yatağa gittiği zaman onu kutlayın. Belki bir çıkartma verebilirsiniz ya da 3 gün arka arkaya uyku rutinine uyduğunda ertesi gün onu sevdiği parka götürebilirsiniz.

 

 

11) Uykuyu reddetmek çocuğun kendini ifade edebilmesinde oldukça güçlü bir yöntemdir. Bu nedenle ona karar verme hakkı tanıyın. Uyku uyuma uyumama konusunda değil de “kırmızı başlıklı kız masalını mı istersin yoksa uyuyan güzeli mi?” diye masal seçme konusunda gücünü kullansın. Ya da yatmadan önce süt mü içersin yoksa meyve suyu mu? Böylece yatağa gitmek ya da gitmemek gibi bir seçeneği olmadığını iyice anlamış olur.

Çocuğumuz için etkinlikler

Bu bilgiyi de sizlerle paylasmak istedim ; )

 

* Gerekli Olanlar

  • Oyuncak hayvan
  • Oyuncağı içine alacak büyüklükte karton kutu
  • Eski havlu, eski kumaş parçaları, pamuk

 

Çocuğunuz uykuya gitmekte isteksiz mi davranıyor? İşte onun uykuya kolay gitmesini sağlayacak bir aktivite.

 

Önce çocuğunuza en gözde oyuncak hayvanını almasını söyleyin. Sonra da karton kutuyu rahat bir karyolaya dönüştürün. Eski bir havluyu yatak olarak kullanabilirsiniz.

 

Makas yardımıyla eski bir kumaş parçasından yorgan yapabilirsiniz. Yastık için biraz emek harcamanız gerekecek. Eski kumaştan küçük bir yastık kılıfı dikin ve içini pamukla doldurun.

 

Oyuncak karyolayı çocuğunuzun yatağının hemen yanıbaşındaki etejerin üzerine koyun. Çocuğunuza uyku saatinin geldiğini ve sevdiği oyuncak hayvanı yatağına yatırmasını söyleyin. Oyuncağını sallayarak ninni söyleyerek ya da masal anlatarak uyutmasını sağlayın. Söylediği ninni ve anlattığı masal telkin görevi yapacak ve çocuğunuz kolayca uykuya gidecektir.

 

Çocuğunuz İçin Ev İçi Aktiviteleri

 

Taklit Et

 

* Gerekli Olanlar

  • Yok

Çocuğunuzun sizin yaptıklarınızı ve çıkardığınız sesleri  taklit etmesini sağlayın. Mesela bazen bir aslan, bazen bir at, bazen bir buharlı tren olun.

 

Adalar Ve Okyanus

 

* Gerekli Olanlar

  • Yastıklar

 

Odanızın çeşitli yerlerine yastıklar yerleştirin. Bunlar adalar olsun, yer ise okyonus. Çocuğunuza suya düşmeden adadan adaya geçmesini söyleyin.

 

Evin İçinde Hazine Avı

 

* Gerekli Olanlar

  • Küçük oyuncaklar
  • Hazine Haritası

 

Çocuğunuzun küçük oyuncaklarını, kitaplarını ve küçük şekerleri saklayarak, bunların yerlerini bir kağıda işaretleyin ve bir hazine haritası oluşturun. Çocuğunuz bu haritayı kullanarak sakladıklarınızı bulsun.

 

Çocuğunuzla keyifli vakitler geçirmeniz dileğiyle..

Kötü Çocuk Nasıl Yetiştirilir!!??

Gectigimiz gunlerde okudugum bir yaziyida paylasmak istiyorum

nerelerde hata yapiyoruz !

ÇOCUĞUNUZU CESARETSİZ VE GÜVENSİZ YETİŞTİRMENİN YOLLARI

İyi çocuklardan bıktınız mı? Etrafınızın dürüst, kendine güvenen, cesaretli çocuklarla dolu olmasından sıkıldınız mı? Hayatta hep güvensiz, cesaretsiz insanların mı başarılı olduğunu düşünüyorsunuz? ‘Ah keşke elimden tutan olsa da, hayalimdeki kötü çocuğu zahmetsiz yetiştirebilsem’ mi diyorsunuz? O zaman doğru adrestesiniz! Tam ağzınıza layık, yüzünüzü ‘güldürecek’ kötü çocuğu yetiştirmenin yolları burada! Vereceğim ‘aspirin’ bilgiler sizi düşünmenin ötesinde netice almaya götürecek. Tabii beni dikkatle dinleyip, her maddeyi ‘özenle’ uygulamaya gayret ederseniz.

Eğer çocuğunuzun cesaretsiz olmasını istiyorsanız, öncelikle çocuğunuza karşı dört dörtlük beklentiler içinde olmanızı öneririm. İçinde bulunduğumuz ‘çağ’ en ufak bir hatayı kaldırmıyor. Siz ne yapın edin, çocuğunuzun yatağını tıpkı sizin topladığınız gibi kusursuz toplamasını bekleyin. Sınavdan 4 aldığında niye 5 almadığını, 5 aldığında niye sınıf birincisi olmadığını sorun. Arada bir komşunun çocuğu Muratla kıyaslamayı da unutmayın. ‘Bak nasıl başardı, senin ondan ne eksiğin var?’ demeyi aman ihmal etmeyin. Yaptığı resmi göstermek için ‘Anneciğim bak güzel olmuş mu?’ diye size koşarak geldiğinde ‘Güzel olmuş da, hiç güneş yeşil olur mu? Keşke sarıya boyasaydın.’ Diyin. Böylece hem cesaretini, hem de hayal gücünü kırmış olursunuz, iyi olur.

Hatalarını herkesin yanında açıkça ifade etmekten çekinmeyin. ‘Okula başlayalı iki ay oldu hala okuyamıyor. Ne olacak bu hali bilmiyorum’ gibi cümleleri, içinde çocuğunuzun da bulunduğu kalabalık ortamlarda kurun. Dikkatsizliği nedeniyle bardağınızı kırdığında ‘Bugün yine sakarlığın üstünde!’ demeyi unutmayın. Kendince ürettiği fikirleri küçümseyin. Bisiklet almak için kavanozdan yaptığı kumbarası için ‘Bu kadar parayla bisiklet alınmaz, ancak baban alabilir’ demeyi ihmal etmeyin.

Ha unutmadan… Aramızda ‘Nergiz hanım benim bebeğim çok küçük. Ben de güvensiz, cesaretsiz bir çocuk yetiştirmek istiyorum, ne yapmalıyım?’ diye soranlar olabilir. Kendilerine söylediklerime harfiyen uymalarını tavsiye ediyorum. Öncelikle bebeğinizin altı ıslandığında hemen değiştirmeyin. Önce işlerinizi yapın, evinizi silin süpürün, olmadı bir çay için öyle temizleyin. Acıktığında hemen emzirmeyin. Dediğim gibi işleriniz bebeğinizden daha önemli! Ağladığında hemen kucağınıza almayın. Maazallah kucağa alışır. Hem bırakın ağlasın, ‘ciğerleri açılır’! 0-1 yaş, çocuklarda güven duygusunun yerleştiği dönem olduğu için, bu dönemde çocuğunuzu akrabaya  (anneanne, dayı, teyze, hala vs. ) bırakıp yurtdışına gidin. Ne de olsa 15 gün sonra yine yanında olacaksınız. Hem zaten ‘güvendiğiniz’ insanlara emanet etmiyor musunuz? Böylece ‘Annem ihtiyacım olduğunda benim yanımda değil’ diye düşünecek, bundan sonraki hayatında attığı her adım ‘acaba?’ ile başlayan tereddütlerle dolu olacaktır.

Şimdilik benden bu kadar. Bir dahaki sefere sizlere beceriksiz ve pısırık çocuklar yetiştirmenin altın kurallarından bahsedeceğim. Tekrar görüşünceye dek hoşçakalın!

Yazar: Nergiz Tuba Bozeyik

Ana baba hakkı

Ana-babanın seksen hakkı

Sual: Ana-baba hakları nelerdir?
CEVAP
İmam-ı Nesefi hazretleri bildiriyor ki:
Ana-babanın evladı üzerinde seksen kadar hakkı vardır. Kırkı sağlığında, kırkı vefatından sonradır. Sağlığında olan kırk haktan onu bedenle, onu dil ile, onu kalble, onu da para iledir.

Bedenle olan hakları:
1-
Hizmet ederek rızalarını almak. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ana-babasına hizmet edenin ömrü bereketli ve uzun olur.) [İslam Ahlakı]

(Ana-babasını dine uygun hizmetleriyle razı eden, Allahü teâlâyı razı etmiş olur, onları gazaplandıran, Allahü teâlâyı gazaplandırmış olur.)
[İbni Neccar]

(Ana-babası, yanında ihtiyarladığı halde,
[rızalarını alamayıp] Cenneti kazanamayanın burnu sürtsün.) [Tirmizi]

Hasan-ı Basri hazretleri, Kâbe’yi tavaf ederken sırtında yük olan bir zat görüp der ki:
– Niçin yükle tavaf ediyorsun?
– Bu yük değil, babamdır. Bunu Şam’dan yedi defa getirip tavaf ettim. Çünkü, bana dinimi, imanımı öğretti. Beni İslam ahlakı ile yetiştirdi.
– Kıyamete kadar böyle arkanda taşısan, bir defa kalbini kırmakla bu yaptığın hizmet boşa gider. Bir defa da gönlünü yapsan, bu kadar hizmete karşılık olur.

Ana-babaya hizmette kusur etmemelidir. Hazret-i İbni Abbas, “Ana-babana karşı, kusurlu, güçsüz, aşağı bir kölenin, sert, kaba efendisine karşı bulunduğu hâl üzere ol!” buyurdu.
Anneye hürmet ve hizmet, babadan önce gelir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Anneye yapılan iyiliğin ecri iki mislidir.) [İ. Gazali]

(Önce annene, sonra babana, kız kardeşine, erkek kardeşine ve sırası ile diğer yakınlarına iyilik et!)
[Nesai]

(Veysel Karani’nin kavuştuğu bütün ihsan ve dereceler, anasına yaptığı iyilik sebebiyledir.)
[R.Nasıhin]

(Ya Resulallah, annem müşriktir. Ona iyilik etmem caiz midir?) diye sorana, (Evet, annene iyilik ve ihsanda bulun!) buyuruldu. (Ebu Davud)

Her Peygamber, kendi annesinden de üstündür. Buna rağmen, Peygamberler de annelerine hürmet ve hizmet etmişlerdir.

Kâfir olan ana-babaya hizmet etmek, nafakalarını vermek, ziyaretlerine gitmek gerekir. Küfre sebep olan şeyleri yaptıracaklarından korkulursa, ziyaretlerine gidilmez. (Bezzâziyye)

Hazret-i Musa, Cennetteki komşusunun kim olduğunu Hak teâlâdan sorup öğrendikten sonra yanına gider. Bu bir kasaptır. Kasap, bir parça et pişirir. Asılı zenbili aşağı alır, çok zayıf bir kadına et ve su verir. Üstünü başını temizleyip, zenbile koyar. Kasap, (Bu annemdir. Yaşlanıp bu hale girdi; sabah-akşam böyle bakarım) der. Kasabın annesinin, (Ya Rabbi oğlumu Cennette Musa aleyhisselama komşu eyle) dediğini Hazret-i Musa da işitir. Kasaba, (Müjde, Allahü teâlâ, seni Musa aleyhisselama komşu etti) buyurur. (Şir’a)

2- İyilik etmek. Ana-babaya iyilik ve ihsan, evlada farzdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ana-babasına iyilik eden evlat, Peygamberlerle beraber Cennete girer.) [İ. Rafii]

(Ana-babasına iyilik edenin ömrü uzun, rızkı bereketli olur.)
[İ. Ahmed]

(Ana-babanıza ihsan ederseniz, çocuklarınız da size ihsan eder.)
[Taberani]

(Sen de malın da babana aittir.) [İbni Mace]

3-
Asi olmamak, karşı gelmemek. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ana-babaya karşı gelmek büyük günahtır.) [Buhari]

(Ana-babasına asi olan Cennete giremez.) [Nesai]

(Ana-babasına karşı gelenin ömrü bereketsiz ve kısa olur.) [İslam Ahlakı]

İmanı olanlardan Cehennemden en sonra çıkacak olanlar, Allahü teâlânın yolunda olan ana-babasının İslamiyet’e uygun olan emirlerine asi olanlardır.

Ana-babanın ve hiç kimsenin, dine uymayan emri yapılmaz. Fakat, ana-babaya, yine tatlı söylemek, onları incitmemek gerekir.

Ana-baba kâfir ise, onları kiliseden, meyhaneden, sırtta taşıyarak bile, geri getirmek gerekir. Fakat, oralara götürmek gerekmez.

Ana-baba zalim de olsa, onlara karşı gelmek, onlarla sert konuşmak caiz değildir.
(Anam-babam çok şefkatsiz, onlara nasıl itaat edeyim) diyen bir kimseye, Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Anan seni 9 ay karnında gezdirdi. 2 yıl emzirdi. Seni büyütünceye kadar koynunda besledi ve kucağında gezdirdi. Baban da seni büyütünceye kadar birçok zahmete katlandı. İdare ve maişetini temin etti. Sana dinini, imanını öğretti. Seni islam terbiyesi ile büyüttü. Şimdi nasıl olur da, şefkatsiz olurlar? Bundan daha büyük ve kıymetli şefkat olur mu?) [Ey Oğul İlmihali]

(Ya Resulallah, yaşlı anama elimle yedirip içiririm. Abdestini aldırır, sırtımda taşırım. Hakkını ödemiş olur muyum?) diye soran kişiye buyurdu ki:
(Hayır, yüzde birini bile ödemiş olamazsın. O sana, yaşaman için hizmet ediyordu, sen ise, ölümünü bekleyerek hizmet ediyorsun. Ancak Allahü teâlâ, bu az iyiliğine karşılık çok sevap ihsan eder.) [R. Nasıhin]

Bir zat, (Ya Resulallah, ana-baba, evladına zulmetse de rızalarını almayan Cehenneme girer mi?) diye sorunca, cevaben 3 defa (Evet zulmetseler de rızalarını almayan Cehenneme girer) buyurdu. (Beyheki)

Şu halde ana-baba zalim olup, evlada zulmetseler de, günah işlemeyi emretseler de, yine onları üzmemeye, küstürmemeye çalışmalıdır! Günah olan emirleri yapılmaz ama, yine de onları üzücü söz söylemek caiz olmaz.

Ana-baba kötü bile olsa, yine onlarla iyi geçinmelidir! Ziyaretlerini terk etmek büyük günahtır. Hiç olmazsa, selam göndererek, tatlı mektup yazarak, telefon ederek, bu günahtan kurtulmalıdır!
Kur’an-ı kerimde 3 şey, 3 şeyle beraber bildirildi. Biri yapılmazsa, ikincisi kabul olmaz. Peygambere itaat edilmezse, Allah’a itaat edilmiş olmaz. Ana-babaya şükredilmedikçe, Allahü teâlâya şükredilmiş olmaz. Malın zekatı verilmedikçe, namazlar kabul olmaz. (Tefsir-i Mugni)

4-
İtaat etmek, karşı gelmemek, günah olmayan emirlerini yapmak.
Hazret-i Musa, Allahü teâlâdan 9 defa nasihat istedi. Hepsinde de, ana-babaya itaat etmesi emrolundu. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ana-babaya itaat, Allah’a itaattir, onlara asi olmak, Allah’a asi olmaktır.) [Taberani]
Babasına asi gelen, çocuğundan mürüvvet göremez, muradına kavuşamaz, ailesi ile geçinemez, evinin tadı bozulur. (Şir’a)

5- Sert bakmamak, şefkatle, sevgi ile bakmak. Ana-babasına şefkat ve sevgi ile bir defa baksa, kabul edilmiş bir hac sevabına kavuşur.
Peygamber efendimiz (Ana-babanın yüzüne merhametle bakana, hac ve umre sevabı yazılır) buyurunca, (Günde bin defa bakarsa da böyle midir?) denildi. Cevaben buyurdu ki:
(Günde yüzbin defa baksa da…) [R. Nasıhin]

Yine buyurdu ki:
(Ana-babanın yüzüne sevgi ile bakmak ibadettir.) [Ebu Nuaym]

6-
Üzmemek, incitmemek, rızalarını kazanmak. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Rabbin rızası, ana-babanın rızasında, gazabı da, ana-babanın gazabındadır.) [Buhari]

(Ana-babasının rızasını alan mümine Cennetten iki kapı, üzene de Cehennemden iki kapı açılır.) [Beyheki]

(Ana-babasını razı eden mümin, ne yaparsa yapsın Cehenneme girmez, inciten de Cennete girmez.)
[Şir’a]

(Hak teâlâ, bazı günahların cezasını kıyamete kadar geciktirir. Ana-babaya isyan bundan müstesnadır.)
[Hakim]

Ana-babayı üzmek, onlara eziyet etmek büyük günahtır. Ana-babanın veya hiç kimsenin günah olan emirleri yapılmaz. Ana-babanın yemeklerinde haram karışığı olduğu şüpheli olsa, ana-baba bu yemekten yemesi için evladını zorlasa, evladın o yemekten yemesi gerekir. Çünkü şüpheli şeylerden kaçınmak vera, ana-babanın rızasını almak ise vaciptir. Fakat gayrı meşru emirleri dinlenmez. Mesela onlar, (İçki iç, namaz kılma, yoksa senden razı olmayız) deseler de, haram olan şeyler yapılmaz. Çünkü (Halıka isyan olan işte, kula itaat edilmez) emri vardır. Hak teâlâ buyuruyor ki:
(Biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme.) [Ankebut 8]

Ana-babası günah işleyen çocuk, bunlara bir defa nasihat eder. Kabul etmezlerse, susar. Onlara dua eder.

7-
İzinsiz sefere gitmemek.
Hacca giderken, muhtaç olmayan ana-babadan izin almak sünnettir.
Ana-baba muhtaç ise, izinsiz gitmek haramdır. Ana-babası muhtaç olmayan, onlardan izinsiz farz olan hacca gidebilir. Fakat nafile olan hacca izinsiz gidemez. (Redd-ül Muhtar)

Cihad için izin isteyen birine Peygamber efendimiz, ana-babasının sağ olduğunu öğrenince, (Burada kal, onlara hizmet et, onlara hizmet cihaddır.) (Buhari)

Cihada gitmek için gelen başka birisine de buyurdu ki:
(Annenin yanından ayrılma! Cennet onun ayağı altındadır.) [Nesai]

Biri de, hicret etmek için gelip, (Ya Resulallah, ana-babamı ağlatarak geldim) dedi. Peygamber efendimiz bu duruma üzülerek buyurdu ki:
(Hemen git, onları ağlattığın gibi güldür!) [Ebu Davud]

Ana-babayı ziyaret etmemek büyük günahtır. Hiç olmazsa, selam göndererek, tatlı mektup yazarak bu günahlardan kurtulmalıdır.

8-
Saygıda, hürmette kusur etmemek. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Büyüğünü saymayan bizden değildir.) [Tirmizi]

Onları görünce ayağa kalkmak, yanlarına gitmek, onlar oturuncaya kadar ayakta durmak, izinsiz oturmamak gerekir. Otururken edepli oturmalı, ayağını uzatarak oturmamalı, bacak bacak üstüne atmamalıdır. Onlar bana bir şey demiyor diye bunları ihmal etmemelidir.

9-
Onlarla yolda giderken, arkalarından gitmek. Zaruretsiz önlerinde yürümemek.

10-
Çağırınca, hemen kalkıp yanlarına gitmek, buyurun demek. Ana-baba çağırınca, farz namazı bozmak caiz olur ise de, ihtiyaç yoksa, bozmamalıdır. Sünnetler bozulur. Hak teâlâ buyurdu ki:
(Ya Musa, benim indimde çok ağır ve büyük bir günah vardır ki, o da, ana-baba evladını çağırınca, emrine uymamasıdır.) [İslam Ahlakı]

Dil ile olan hakları:
1-
Yumuşak söylemek, tevazu etmek. Öf bile dememek. Hak teâlâ buyuruyor ki:
(Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik.) [Ahkaf 15]

(Rabbin, yalnız kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine öf bile deme; ağır söz söyleme, onlarla yumuşak ve tatlı konuş, onlara acı, tevazu kanadını gerip “Rabbim, küçükken beni yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et” diye dua et.)
[İsra 23, 24]

Hasan-ı Basri hazretleri buyurdu ki:
(Âlim bir evladın ana-babası kâfir olsa, kuyudan su çekmeleri için ona muhtaç olsalar, o da birkaç kova çektikten sonra öf dese, bu sebeple bütün amellerinin sevabı yok olur.)

2-
Konuşurken sesini, onların sesinden yüksek çıkarmamak.

3-
Yanlarında çok konuşmamak, edebi aşmamak. Ana-baba bildiği şeyleri de anlatsa, yine aynı şeyler mi dememek. Hiç duymamış gibi can kulağı ile dinlemek.

4-
Kaba, dokunaklı ve argo söz söylememek. Mesela iki kardeşi olan biri, öteki kardeşini kastedip (Oğlun şunu yaptı. Ben yapsam kıyameti koparırdınız) veya (Anne torunu tepene çıkartıyor, çok şımartıyorsun. Söz dinletemiyoruz) gibi sözlerle ana-babayı üzmemelidir. Çocuklarını ana-babanın yanında dövmemeli, azarlamamalıdır. Böyle şeyler ana-babayı üzer.

5-
Hanımını onlardan üstün tutmamak. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Hanımını anasından üstün tutana lanet olsun! Onun farz ve diğer ibadetleri kabul olmaz.) [Şir’a]

6-
İsimleri ile çağırmamak, sözlerini kesmemek, sözlerinin arasına girmemek. Bilgiçlik taslamamak. Ana-baba yanlış da söylese, öyle değil diyerek itiraz etmemek.

7-
Ana-babanın arasını açacak söz ve hareketlerden uzak durmak. Ana-baba ile oğul veya kızın arasını açacak işlerden uzak durmak. Gelinleri, ana-baba ile oğullarının arasını açacak sözlerden uzak tutmalıdır. Peygamber efendimiz, (Ana ile oğulun arasını açana lanet olsun) buyurmuştur. (Gunye)

8-
Konuşurken, yap, yapma gibi ifadeler kullanmamak. Yapar mısın gibi ricada bulunmalıdır.

9-
Hayır dualarını almak. Ana-baba duasını ganimet bilmek. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Üç kişinin duası kabul olur. Ana-baba, mazlum ve misafirin duası.) [Tirmizi]

(Ana-babanın duası, ilahi hicaba ulaşır, duaları kabul olur.) [İbni Mace]

10-
Beddualarını almamak. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ana-babanın çocuğuna ve mazlumun zalime olan bedduaları, reddolmaz.) [Tirmizi]

(Kendinize, evladınıza ve malınıza beddua etmeyin! Duaların kabul olduğu bir saate rastlar da bedduanız kabul olur.)
[Müslim]

Ana-baba çağırdığı zaman herhangi bir işle uğraşırsan, hemen onu terk edip, derhal ana-babanın emrine koş! Anan-baban sana kızıp bağırırsa, onlara sen bir şey söyleme! Ananın-babanın duasını almak istersen, sana emrettikleri işleri çabuk ve güzel yapmaya çalış! Bu işini beğenmeyip sana gücenmelerinden ve beddua etmelerinden kork! Sana darılır iseler, onlara karşı sert söyleme! Hemen ellerini öperek gazaplarını teskin et! Ananın-babanın kalblerine geleni gözet! Çünkü senin saadet ve felaketin, onların kalblerinden doğan sözdedir. Anan-baban hasta ise, ihtiyar ise, onlara yardım et! Saadetini onlardan alacağın hayır duada bil! Eğer onları incitip, beddualarını alırsan, dünya ve ahiretin harap olur. Atılan ok tekrar geri yaya gelmez. Onlar hayatta iken, kıymetini bil!

Kalb ile olan hakları:
1-
Acımak, merhamet etmek. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Merhamet etmeyene, merhamet edilmez, acımayana acınmaz.) [Müslim]

2-
Sevmek. Her fırsatta ana-babanın ellerini öpmeli, sevdiğini hissettirmelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Annesinin ayağını öpen, Cennetin eşiğini öpmüş olur.) [Şir’a]

3-
Sevinçlerine sevinmek. Bir şeye sevinince, (Ne iyi olmuş, hayırlı olsun) gibi sözlerle memnuniyetini bildirmelidir.

4-
Üzüntülerine üzülmek, dertleri ile hemdert olmak. Bir şeye üzülmüşlerse, (Geçmiş olsun) diyerek ilgilendiğini, üzüldüğünü bildirmeye çalışmalıdır.

5-
Çok söylemelerinden incinmemek. İncinse bile, kesinlikle incindiğini hissettirmemek.

6-
Sitem ve cefalarına kızmamak. Sözlerini hiç duymamış gibi hareket etmek.

7-
Onlardan razı olmak. Ne yapıp yapmalı, onların rızalarını almaya çalışmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Allahü teâlânın rızası ana-babanın rızasındadır.) [R. Nasihin]

8-
İncitmekten çok korkmak. İsra suresinin 23. âyet-i kerimesinde ana-babaya iyi davranmak, onlara yumuşak ve tatlı söylemek emredilmektedir. Gaflete düşüp ana-babanın kalbini kırarsan, derhal rızalarını almaya çalış, yalvar ve ne yaparsan yap, onların gönlünü al!

9-
Nazlanmamak. Aksine onların nazına katlanmalıdır. Çünkü ana-baba küçükken bizim çok nazımızı çektiler. Nazlanma sırasının onlarda olduğunu unutmamalıdır.

10-
Sıkıntı görse de, ölseler de kurtulsak diye düşünmemek, çok yaşamalarını arzu etmek. Onlar, bizden çok sıkıntı gördükleri halde, yaşamamızı istemişlerdi. İcabında kendileri aç durup bizi doyurmuşlardı.

Mal, para ile olan hakları:
1-
Kendinden önce, onlara elbise almak. Kendi yiyeceğinden iyisini onlara vermek.

2-
Uzakta iseler ziyaretlerine gitmek. Ana-baba ve mahrem akrabaları ziyaret etmek vaciptir. Hiç olmazsa, selam göndererek, tatlı mektup yazarak bu günahlardan kurtulmalıdır. Ziyarette sıra, ana, baba, evlat, dede, nine, kardeş, amca, hala, dayı ve teyzedir.

3-
Beraber yemek.

4-
Arzularını sormak, öğrenip yerine getirmek.

5-
Evlerini temizlemek, boyamak, tamir etmek.

6-
Para vermek. İhtiyaçları olup da söyleyemezler belki.

7-
Malı, parayı onlara serbest etmek. Ne zaman isterseniz, malım, param size feda olsun demeli, bir kızgınlıkları varsa, bu yolla onları teskin etmelidir. Ana-babaya harcanan paradan sual olunmaz. Muhtaç olan ana-babaya yardım farzdır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolculara infak edin!) [Bekara 215]

Kime infak edeceğini soran kimseye Resulullah efendimiz, (Kendine, ana-babana, sonra hanımına ve çocuklarına, hizmetçine bundan sonrasını da artık sen bilirsin) buyurdu. (Nesai)

Babası hasta olup, bakacak kimse bulunamazsa, kocasından izinsiz gidip hizmet eder. Zimmi baba da böyledir. Çocuk, zengin olan babasına bakmaya mecbur değildir. (Bezzâziyye)

Zengin çocuğun, fakir olan ana-babasına nafaka vermesi farzdır. Fakir kimsenin, fakir babasına nafaka vermesi farz değildir. Fakir olan ana-babasını kendi evine alıp, birlikte otururlar. (Fetava-i Hayriyye)

Ana-babadan birine iyilik edince öteki incinirse, babaya hürmet ve itaat etmeli, anaya hizmet, yardım ve ihsan etmelidir.

8-
Ara sıra güzel yemek yapıp, davet etmek. Gönülleri ister de, belki söyleyemezler.

9-
Dostlarını, dost bilip davet ederek gönüllerini almak. Düşmanlarından da uzak durmaya çalışmak.

10-
Hastalandıkları zaman, tedavileri ile meşgul olmak, ilaç almak. Bir bakıcı, bir hizmetçi tutmak yerine, bizzat kendisi hizmet etmeye çalışmalıdır.

Vefatlarından sonraki 40 hak:
1-
Definlerinde erken davranmak.

2-
Sünnet üzere yıkamak. Bu işi bilen iyi kimselere yıkatmalıdır.

3-
Sünnet üzere kefenlemek.

4-
Caiz olmayan kefen yapmamak.

5-
Sünnet olan sayıya dikkat etmek. Erkeklere 3 parçadan fazla yapmamak.

6-
Kefende israf etmemek.

7-
Helal parasından kefen almak.

8-
Cenaze namazını biliyorsa kendisi kıldırmak. Bid’at ehli kimselere kıldırmamak.

9-
Onlara hep dua etmek. Bir hadis-i şerif meali: (Ana-babasına dua etmeyenin rızkı kesilir.) [Şir’a]

10-
Toprağa kendisi koymak.

11-
Mezarı kazan ve çalışanları memnun etmek.

12-
İyi ve salih kimselerin arasına defnetmek.

13-
Kötülerin arasına gömmemek. Çünkü kötü komşudan onlara sıkıntı gelir.

14-
Kabrin üzerini balık sırtı gibi yapmak.

15-
Kerpiç kullanmak.

16-
Pişmiş tuğla kullanmamak. Çivi, tuğla gibi fırınlanmış şeyleri kabrin içinde kullanmak mekruhtur. Kabrin üstünü, dışardan tuğla ve mermerle örtmek caizdir.

17-
Toprağı başında sadaka vermek.

18-
Kabir başında dua etmek. [Sadakayı ve duayı geciktirmemek. 40. ve 52. gece gibi bid’at olan işlerden uzak durmak.]

19-
Borçlarını ödemek.

20-
Telkini kendi vermek.

21-
İskatını hemen yapmak. Ölünün namaz ve oruç borcu için, başkası onun yerine namaz kılamaz ve oruç tutamaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Başkası yerine oruç tutulmaz ve namaz kılınmaz. Fakat onun orucu ve namazı için fakir doyurulur.) [Nesai]

22-
Mezar taşına caiz olmayan ifadeler yazdırmamak. Mesela Fatiha veya Besmele veya âyet yazmak caiz değildir. Latin harfleriyle de caiz olanı yazmamalıdır. Başkaları uzun yıllardan beri yazıyorsa da, caiz değildir.

23-
Vasiyetlerini yerine getirmek. Dine uygun değilse yerine getirilmez.

24-
Namazlardan sonra dua edip, sevaplarını onların ruhlarına göndermek. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ana-babasına asi olan, vefatlarından sonra, onlar için dua etse, Allahü teâlâ, onu, ana-babasına itaat edenlerden yazar.) [İbni Ebiddünya]

25-
Sevabı onlara olmak üzere oruç tutmak.

26-
Sevabı onlara olmak üzere hac etmek. Âlimlerin çoğuna göre ana-baba için hac caizdir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ölmüş ana-babası adına hac edene, hem kendi, hem de ana-babası için hac yapmış sevabı verilir. Ana-babasının ruhuna müjde verilir.) [Dare Kutni]

27-
Sevabı onlara olmak üzere sadaka vermek. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Sadaka verirken, sevabını müslüman ana-babanızın ruhuna niye hediye etmezsiniz? Hediye ederseniz, verdiğiniz sadakanın sevabı, onların ruhuna gideceği gibi, sevabından hiçbir şey eksilmeden size de yazılır.) [Taberani]

28-
Kabirlerini ziyaret edip Kur’an-ı kerim okumalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ana-babasının veya birinin kabrini ihlasla ve mağfiret umarak ziyaret eden, kabul olmuş bir hac sevabı alır ve bunu âdet edinenin kabrini de melekler ziyaret eder.) [Hakim]

29-
Kabirlerini Cuma günleri ziyaret etmek. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ana-babanın kabrini, Cuma günleri ziyaret edenin günahları affolur, haklarını ödemiş olur.) [Tirmizi]

30-
Ziyarette dua ve Kur’an-ı kerim okumakla meşgul olmak, uygunsuz söz söylememek.

31-
Sağlıklarında incinmiş iseler, çocuk salih olunca razı olurlar. Onların öğrettikleri iyi şeylerle amel ettiği müddetçe, sevabı onlara da ulaşır.

32-
Onlardan kötü bir yol edinmiş ise, her yaptığından onlara da günah ve azap gider. Bunun için, onlardan veya onların vasıtası ile öğrendiği kötü şeyleri terk etmeli, kendi kötü amelleri ile, onlara kabirde azap ettirmemelidir.

33-
Ana-babaya sövmemek. Hadis-i şerifte, (Ana-babaya sövmek büyük günahtır) buyuruldu. (Buhari) Yani birinin ana-babasına söversen, o da senin ana-babana sövebilir.

34-
Yakınlarına iyi davranmak. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ölmüş ana-baba için dua ve istiğfar etmek, borçlarını ödemek, dostlarına ikram etmek, onların yakınlarını ziyaret etmek, iyi davranmak suretiyle onlara ikramda bulunun.) [Hakim]

35-
Dostlarını ziyaret etmek. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Babası öldükten sonra, onun dostlarını ziyaret eden, en iyi iyiliği yapmış olur.) [Müslim]

36-
Dostları ile görüşmek. Hadis-i şerifte (İyiliklerin en mükemmeli, baba dostunu görüp gözetmektir) buyuruldu. (Müslim)

37-
Fıtır bayramında, sevabı onlara olmak üzere sadaka-i fıtır vermek.

38-
Kurban bayramında sevabı onlara olmak üzere kurban kesmek.

39-
Ana-babanın sevdiği yemeği yapıp, fakirlere verip ruhlarını şâd etmek.

40-
Kötülüklerini söylememek. Hadis-i şerifte (Ölülerinizi hayırla anın, iyiliklerini söyleyin, kötülüklerini açıklamayın) buyuruldu. (Tirmizi)

 

http://www.dinimizislam.com

ÇOCUK YETİŞTİRİRKEN 13 ALTIN KURAL

ÇOCUK YETİŞTİRİRKEN 13 ALTIN KURAL
Londradaki “Guy’s Hospital” hastanesinde çocuk psikiyatrisi servisinde yatmakta olan Kevin Hickey (15) adlı bir çocuk doktorlara göre anne ve babasının kendisini eğitememeleri sonucu bunalım geçirerek hastaneye düşmüş.
Yapılan zeka ve kültür testleri çocuğun son derece aklı başında olduğunu ortaya koyuyordu.
Çocuk, bir gün hasta yatağında kağıdı kalemi eline aldı, kendi durumunu, anne ve babasını düşünerek anne ve babalara hitaben 13 altın öğüt yazdı.
Küçük Kevin ‘in yazdığı bu öğütler şimdi İngiltere’de doktorların bir numaralı rehberi.
1- Beni şımartmayın. Her istediğim şeyi elde edemeyeceğimi biliyorum. Sadece sizi deniyorum.
2- Bana tatlı-sert davranmaktan çekinmeyin. Bunu tercih ederim. Beni daha emniyette hissetmemi sağlar.
3- Benim kötü huylar edinmeme mani olun. Bunların erkenden ortaya çıkarılmasında ve önlenmesinde size güveniyorum.
4- Benim yanlışlarımı başkalarının önünde söylemeyin. Benimle yalnız konuşursanız söylediklerinizi daha iyi anlarım.
5- Sizden nefret ettiğimi söylediğimde üzülmeyin. Aslında sizden değil beni engelleme gücünüzden nefret ediyorum.
6- Herhangi birşeyin sonucunda beni kurtarmayın. Bazen acı veren bu yolla öğrenirim.
7- Benim küçük hastalıklarımı büyütmeyin. Bunları yenecek güçteyim.
8- Düşüncesizce yerine getiremeyeceğiniz şeyleri yapacağınıza söz vermeyin. Bu sözler yerine getirilmediğinde çok kırıldığımı unutmayın.
9- Kendimi istediğim kadar iyi anlatamadığımı bilin. Bunun için ara sıra yanlışlarım çıkar.
10- Dürüstlüğümü fazla zorlamayın. Kolayca korkup yalan söyleyebilirim.
11- Tutarsız olmayın. Benim kafamı iyice karıştırır ve size olan itimadımı sarsar.
12- Benden özür dilemeyecek kadar gururlu olmayın. Bazen içten bir özür beni size çok yakınlaştırabilir.
13- Unutmayın ki büyümek için sizin çok ve anlayışlı sevginize muhtacım, ama bunu size söylemem gerekmez değil mi?

>3.AY BEBEK GELİŞİMİ

>

Neler Yapabilir?
-Seslerle, mimiklerle cilve yapar, dış dünya ile ilişkisi gelişir. Daha az ağlar.

-Yalnız bırakılırsa protesto eder. Sosyal olmak ister.
-Farklı renk ve oyuncaklardan hoşlanır. Uyaranlara yanıtı çeşitlenir.
-Objeye uzanır, yakalayabilir, birkaç saniye tutabilir.
-Yavaş hareket eden objeyi bir yandan diğer yana kadar izleyebilir.
-Kafasını objeyi görebilmek için çevirir.
-Yüzükoyun yatarken dirseklerden destek alarak başını kaldırabilir.
Değişiklikler
-Başını ve gövdesini daha iyi kontrol eder, hareketleri daha az kütleseldir.
-Hareketleri daha gelişir. Herşeyi gözler, yakalar ve emmek için ağzına götürür
-El ve parmakları ile ilgilenir, uzun süre onlara bakar. Elini kullanmayı öğrenir, objeye uzanır.
-Görmesi neredeyse tamdır. Objeleri tüm ayrıntıları ile görür.
-Uyku, uyanıklık ve yeme düzeni daha belirginleşir.
Oyunlar
-Bebeğinizle oynarken yüzünüzün tamamının onun için profilinizden daha ilgi çekici olduğunu unutmayın, direkt ona bakın.
-Pek çok farklı obje gösterin. Bunun için parlak renkli, dinlemesi, dokunması, izlemesi ilginç olan ama ağzına götürdüğünde yutma riski olmayacak kadar büyük oyuncaklar seçin. Yakalaması, ulaşması için onu cesaretlendirin.
-Eline küçük bir çıngırak verip, onunla nasıl ses çıkaracağını, sallamayı öğretin.
-Zaman zaman kucağınıza alıp, dünyayı farklı bir açıdan görmesini sağlayın.
-Onun yaptıklarından, memnun olduğunuzu gösterin, onu övün, sık sık ismini söyleyin.
-Bebeğinize şarkı söyleyip, onunla dans edin. Ona ilgi ve sevginizi sunun.
Beslenme
-Hala sadece anne sütü veya mama ile besleyin.
-Sütünüzü zorunlu hallerde verilmek üzere depolayabilirsiniz. Buzdolabında 24 saat, derin dondurucuda 8 hafta saklayabilirsiniz.
-Doktorunuz önermeden katı gıdalara başlamayın.
-Dinlenmeye, dengeli beslenmeye ve yeterince sıvı almaya özen gösterin.
Bakım
-Küçük parçalı oyuncakları bebeğinizden uzak tutun.
-Bebeğiniz minik bir sepette uyuyorsa ona bebek karyolası almayı planlayın. Özellikle parmaklıkların arasının, sıkışmayacayı kadar dar olmasına, yüksekliğin düşmeyeceği boyutta olmasına özen gösterin.
-Bebeği dışarı çıkarırken sizin rahat ettiğiniz kıyafetin bir fazlasını giydirin. Siz süveterle çıkarken ona 3 battaniye örtmeyin.
-Dışarıya çok fazla çıkmıyor olsanız da yavaş yavaş güvenilir bir bebek bakıcısı araştırmaya başlayın, onu siz birlikteyken bebeğinizle tanıştırın.
-Bebeğinizi normal kontrolü ve BCG aşısı için doktoruna götürün.

>2.AY BEBEK GELİŞİMİ

>

Neler Yapabilir?
-Farklı yüzleri ve sesleri tanır.
-Gözleriyle hareketleri izler. Üç boyutlu objeleri ve parlak renkleri seyretmekten hoşlanır.
-Ellerini açmaya başlar.
-Objeleri ağzına götürüp emer. Emerek sakinleşir.
-Objeyi düşürmeden 1-2 saniye tutabilir.
-Uyku pozisyonu için kesin seçimi vardır.

Değişiklikler

-Duygularını ifadesi çeşitlenir. Mutluluğu, kızgınlığı, güveni ifade edebilir.
-Kucaklama, tanıdık sesle sakinleşir.
-Beslenme ve uyku saatleri düzene girmeye başlar. Bazı bebekler gece boyu uyuyabilir.
-Sinir sisteminin gelişimi nedeniyle hareketleri daha sakindir, sıçramaları azalır, ancak koordinasyon henüz tam değildir. Baş kontrolu gelişir.
-Duyguları daha koordinedir.İlgisini çeken sese doğru döner, biberonu görünce emme hareketi başlar.

Oyunlar

-Bebeğinizin dikkatini çekmek için yüksek tonlu, nazik sesle konuşup, gözle ilişki kurabilir, sakinleştirmek için ise alçak tonlu konuşabilirsiniz. Bebeğinizle konuşmanız bu dönemde onun için en eğlenceli oyundur.
-Çıngırağı kulağının yanında yavaşça sallayarak, parlak renkli bir oyuncağı yüzüne yaklaştırıp, uzaklaştırarak onu eğlendirebilirsiniz.
-Kulağına yavaş sesle ismini söylediğinizde gözleri hareketlenir, başını size çevirmeye çalışır.
-Hava izin verdiği sürece bebeğinizi günlük yürüyüşe çıkarın.
-Konuşun, dokunun, kucaklayın ve sevginizi gösterin.

Beslenme

-Sadece, anne sütü veya yaşına uygun mama ile besleyin.
-Günde 5 öğün verebilirsiniz.
-Tahıl unları veya diğer yarı yumuşak besinleri vermeyin, bunlar için henüz çok ufaktır.
-Anne sütü veriyorsanız her beslenmede iki gögsünüzüde vermeye çalışın.
-Diyete başlamayın, süt miktarınız azalabilir.
-Doktorunuz herhangi bir nedenle size ilaç yazarsa, emzirdiğinizi mutlaka hatırlatın. Kendiniz herhangi bir ilaç almadan önce mutlaka bebeğinizin doktoruna danışın.
-Gebelikte kullandığınız vitaminlere devam edin.

Bakım

-Düşmelere karşı dikkatli olun, bebeğinizi yüksek bir yerde yalnız bırakmayın. —-Yakalayıp, kendini yuvarlamasına yardım edecek şeylerin yakınına yatırmayın.
-Her altını açışınızda altını ılık suyla yıkayarak veya ılık suda ıslatılmış pamukla temizleyerek koruyucu bir krem kullanmak, pişikleri önlemede yardımcı olur.
-Banyo yaparken küvetin tabanına bir havlu koyarsanız kaymasını önlersiniz. -Gözlerini, kulağını ve burnunu yumuşak bir tülbentle temizleyin. Kulak temizliğinde temizlik çubuklarını kullanmayın.
-Birinci karma aşıları ve kontrolü için doktora götürün.

http://www.cocukgelisimi.org dan alınmıştır.

>1.AY BEBEK GELİŞİMİ

>

Neler Yapabilir?
-Ağzını açıp, meme başını arar, emme ve yutma hareketleri yapar.

-Ellerini yumruk yapıp ağzına götürür,
-Uyanık olduğunda sizin yüzünüze bakar ve sesinizi dinler,
-Oynarken ayakları ve ellerine dayanıp itebilir.
-Sırt üstünden, yana dönmeye çalışır,
-Parmağınızı emmeye çalışır,
-Aç, huzursuz ve sıkıntılı olduğunda ağlayarak ilişki kurmaya çalışır.
-Günün büyük çoğunluğunda uyur, 2-3 saatte bir uyanıp beslenmeye çalışır.
-Oturur durumda başını, ara sıra dik tutabilir
-Yüzükoyun yatırılınca başını titreterek kaldırabilir.
-Avucuna konan parmağı sıkı sıkı tutar
-Çıngırak ve zil sesine tepki duyar.
-Bakışlarını yanına gelen kişi üstünde tutar.
Değişiklikler
-Göz kasları geliştikçe göz hareketlerini daha kontrollü yapmaya başlar. Göz kasları hala tam olarak gelişmediği için de, zaman zaman göz hareketleri kontrolsüz olabilir.
-Kişilik gelişmeye başlar, bu nedenle bazı bebekler huysuz ve çok gürültülü iken diğer bebekler sakin ve sessiz olabilir.
-Birinci ayın sonuna doğru, sizin konuşmalarınıza, seslerinize ve dokunmanıza yanıt olarak gülümsemeye başlar. Bu, bebeğinizin sosyalleşmeye başlaması demektir.
-Beslenme şeması gittikçe daha düzenli olmaya başlar.
Oyunlar
-Bebeğinizin yüz ifadelerini ve onun çıkardığı sesleri taklit edebilirsiniz.
-Bebeğinizin kulağına yumuşak bir ses tonu ile konuşup, müzik çalabilirsiniz.
-Bebeğinizi, başını destekleyerek omzunuzda taşıyınız, böylece dünyayı görmesine yardımcı olunuz.
-20-30 cm. mesafeden bebeğinize resimler, basit şekilli, parlak renkli objeler gösterebilirsiniz.
-Onun yatağının kenarlarına ufak, hareketli, parlak hayvan figürleri asabilirsiniz.
-Bebeğinizi kucağınıza alın, ilgilenin, öpün ve ona sarılıp uzanın. Bebeğinizle konuşun ve onu ismi ile çağırın.
Beslenme
-Mümkünse bebeğinize sadece anne sütü verin, eğer herhangi bir nedenle anne sütü veremiyor ya da sütünüzün yetmediğini düşünüyorsanız, doktorunuzun önereceği hazır mamaları verebilirsiniz. Bu dönemde mecbur kalmadıkça inek sütü kullanmayınız.
-Bebeğinizin beslenmeye başlamadan rahat ve huzurlu olmasını sağlayınız, altı kirli ise emzirmeden önce altını değiştiriniz. Bebeğinizin uyanık olduğuna ve beslenmeye hazır olduğuna emin olunuz.
-Emzirdikten sonra mutlaka gazını çıkartınız.
Bakım
-Bebeğinizin altını sık olarak değiştiriniz. Bu dönemde bebeklerin pek çoğu genellikle hemen beslendikten sonra olmak üzere günde 4-6 defa kakasını yapar.
-Bebeğinizin tırnaklarını kesiniz, böylelikle kendini çizmesine engel olursunuz.
-Arabaya bindiğinizde bebeğinizin mutlaka yaşına uygun bebek koltuğuna bağlı olduğuna emin olunuz.
-Bebeğiniz ağladığı zamanlarda bebeğinizi kucağınıza alarak yumuşak bir sesle onunla konuşun veya mırıldanın.
-Gündüzleri dolaşırken bebeğinizi önünüze astığınız kanguru ile taşıyabilirsiniz. Temasınız ve sıcaklığınız onda güven hissi uyandıracaktır ve hareketler bebeğin denge duyusunun gelişmesine yardımcı olacaktır.
-Evdeki diğer kardeşlerin sizin denetiminizde bebeğe dokunmalarına, sevmelerine ve onun bakımında size yardımcı olmalarına olanak sağlayınız. Böylece hem gereksiz kıskançlıkların önüne geçilecek hem de kardeşler arasında sağlıklı ilişki kurulması mümkün olacaktır.
-Bebeğiniz için güvenebileceğiniz ve iyi ilişki kurabileceğiniz bir doktor seçin. 2 haftalık ve 4 haftalık olduğunda muayenelerini yaptırın.
http://www.cocukgelisimi.org dan alınmıştır.

.

Bana Ulaşmak için

meva_celik@hotmail.com.. Sizde resimli özel ve güzel yemek tarifleriniz varsa bu adresime gönderin yayınlayayım...
%d blogcu bunu beğendi: