Mutlu olmak için

Adamın biri, her mehtaplı gecede alır başını deniz kıyısına gidermiş. Döndüğünde çevresindekiler ona şu soruyu sorarlarmış:

-Ne gördün?

“Dünya güzeli deniz kızları gördüm! Altın sarısı saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlar…” diye cevap verirmiş. Aslında hayalmiş bu.

Bir gece yine tek başına deniz kıyısına vardığında, gerçekten dünya güzeli deniz kızları görmüş. Altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlarmış. Döndüğünde çevresindekiler sormuşlar:

Ne gördün?

“Hiç..!” demiş bu sefer…

“Hiç bir şey…!”

Söyleyeceklerim önemli…

Ama çok önemli….

Ailenizle iyi geçinmek mi istiyorsunuz? O halde:

1- Eşinizi kesinlikle başkalarının yanında (çocuğunuz bile olsa) eleştirmeyin

2- Eleştiri yaparken rencide edici değil, yapıcı olmaya dikkat edin.

3- Eşinizi değiştiremeyeceği fiziki özelliklerinden dolayı eleştirmeyin ya da başkalarıyla karşılaştırmayın.

4- Sürekli eleştiri yapmaktan kaçının. Bu bir süre sonra karşıdaki insanda “duyarsızlığa” sebep olur.

5- Sadece beğenmediğinizde değil, beğendiğinizde de eşinize bunu belli edin.

6- Eşinizin ebeveynleriyle iyi ilişkiler kurun.

Bazı erkekler, kendi anne babasına eşlerinin , ilgi ve saygı göstermesini ,hizmet etmesini beklerler. Ufacık bir kusurda bağırır çağırır, kızar bazen de işi daha da ileriye götürerek fiziksel kabalığa kadar başvurabilirler. Fakat kendileri eşlerinin anne babasına gerekli saygı ve ihtimamı göstermezler.Halbuki eşinizin anne babası da eşiniz için çok önemlidir. Eşimizden kendi anne-babamız için istediğimiz saygı ve sevgiyi, biz de eşimizin anne -babasına göstermek zorundayız.

Ankara´da bir özel okulda aile içi iletişimle ilgili bir seminer verirken, konu eşlerin birbirlerinin anne babalarına değer verme başlığına gelince yukarıdaki cümleleri söyledim. O sırada önlerde oturan bir beyefendi söz almak istedi. Önce kendisini tanıttı. “Ben, özel bir okulda idarecilik yapıyorum. Aşağı yukarı on beş yıldır Ankara´dayım. Eşimle benim memleketim aynı. Bundan beş yıl önce yaşanan bir olayı eşim hala yeri geldikçe başıma kakmaktadır. Dediğim gibi , bundan beş yıl önce bir iş için memleketime, Boyabat´a gitmem gerekmişti. Aslında bir akşamlığına acil bir iş için gitmiştim.. Yani akşam gidip, gerekli olan bir kaç eşyayı alıp, sabah tekrar ayrılmam gerekiyordu. Kısa süreli gittiğim için yalnızdım. Eşimi götürmemiştim. Akşam, kendi anne-babamın yanında kaldım. Aslında eşimin ailesi de benim ailemin oturduğu sokağa çok yakın oturuyordu. Biraz ihmal biraz da yorgunluk ve önemsememe olacak ki, memleketime gittiğim halde eşimin anne-babasının yanına uğramadım ve sabah tekrar Ankara´ya dönmek üzere yola çıktım. Bu gün bu olayın üzerinden beş yıl geçmiş olmasına rağmen hala eşim, yeri geldiğinde bana kırgın olduğunu, kendi anne-babamın yanına gittiğim halde onun anne-babasının yanına gitmediğim için kendisine değer vermediğimi söylüyor.”

Yukarıdaki olayda görüldüğü gibi eşlerimiz, bizden kendi anne-babamıza gösterdiğimiz ilgi ve yakınlığı kendi anne-babalarına da göstermemizi bekliyorlar.

7- Boş zamanlarınızı eşinizle birlikte geçirmenin yollarını araştırın. Önceliği eşinize verin. Bir çok çift, her şeye – ve herkese- zaman ayırabilirken, eşleriyle iletişim kurmaya , onlarla beraber olmaya zaman bulamaz. Arkadaşlarımızla beraber olmak için küçük mazeretler uydurur ve eşimizden olur olamaz zamanlarda izin isteriz. ” Hayatım, haftada bir gün maç yapmaya gidiyoruz, onu da çok görme bize.”

Ya da , ” Kırk yılın başı bir ava gidiyorum.” gibi. Oysa ki yapmamız gereken, arkadaşlarımızla beraber olmaktan mutluluk duyacağımızı; ancak eşimiz ve ailemiz gibi bir önceliğimiz olduğunu sık sık hatırlamamızdır.

8- Eşinizin olumlu yönlerini takdir edin. Sizin için yaptığı hizmetlere teşekkür edin. Yapılması geren çok basit ama ailede mutluluğun temeli olan bir hareket vardır… Onay sözleri kullanmak.

– Yemekler çok güzel olmuş, eline sağlık,

– Evin her tarafı tertemiz, çok güzel,

– Bu elbiseler sana çok güzel yakışmış,

– Saçların böyle mükemmel olmuş,

9- Evlenmeden önce eşler sosyo- kültürel denkliğe önem vermelidir. “Evliliğe teşebbüs edecek kimsenin düşüneceği ilk husus, kendi duygu ve düşüncesine uygun bir eş araştırmaktır. Şimdilerde pek çok genç bu hayati işi sırf hisleriyle değerlendirmekte ve sokakta , çarşıda pazarda tanıştığı biriyle hemen yuva kurmaya çalışmaktadır. Oysaki böyle bir mülahazayla kurulan yuvada huzur aramak son derece yanlış bir düşüncedir. Eşlerin her birinin evlenmeden önceki hayatında kendilerine ait bir sosyal kimliği vardır. Kimi dini hayatın emrettiği bir hayat tarzını en güzel incelikleriyle yaşamaktadır, kimi ise dinden diyanetten çok uzak yetişmiştir. Erkek dinini yaşamak ister, kadın rahatsız olur. Bunun aksi de her zaman söz konusudur. Böyle bir ailede çekişme ve sürtüşmenin ardı arkası kesilmez.

.

Eşler arasında maddi denklik de aile içi iletişimde çok önemlidir. Adamın statüsü, kadınınkinden daha düşükse evliliğin ilerleyen dönemlerinde ailede çatışma yaşanmakta ve eşler daha az mutlu olmaktadır.

10- Eşler birbirlerine karşı empatik davranmalıdırlar.

Empati : Eşlerin birbirlerinin isteklerini, ihtiyaçlarını anlaması, eşini dinlemesi ve ona pozitif destek vermesidir. Eşler arasındaki gerçek yakınlık, içtenlik ve bütünlük empati kurabildikleri sürece ortaya çıkar. Eşler empati kurabilmeyi becerebilirlerse koşulsuz sevgiyi ve aşkı yakalayabilirler.

11- Aile içinde öfke ve kızgınlıkla başa çıkabilmelidir. Her kızgınlık bir kurallar ihlalidir. Birbirinize kızdığınızda dikkat edin, sizi rahatsız eden o kişinin davranışları değil sizin koyduğunuz kurallarınızdır. Şimdi soruyorum size, sizin için mutlu olmak mı önemli yoksa nedenini çok da bilmeden koyduğunuz kurallarınız mı?

12- Aile içerisinde yaşadığınız küçük problemlerinizi biriktirmeyin. Bilindiği gibi patlamalar bir birikimin neticesinde olur. Yeri geldiğinde ifade edilmeyen küçük tepkiler bir sonraki ile birleşip tehlikeli hale gelecektir.Aile içerisinde huzur ve mutluluğu yakalamak için, eşinizle sizi karşı karşıya getirecek olan problemler henüz küçükken oturup konuşun ve onu çözmenin yollarını araştırın. Nasıl olsa kendi kendine çözülür diye düşünmeyin.

13- İlişkinize düzenli olarak bakım yapın. Biz insanların çok garip alışkanlıkları ve davranışları vardır. Araba kullanırız ; kullandığımız araba bize problem çıkarmasın diye periyodik bakım yaptırırız. Aynı titiz bakımı aile içi iletişimimize vermemiz gerektiğini hep unuturuz. Zaman zaman ilişkilerimize bakım yapmalıyız. Duygusal banka hesabımızı kabarık tutmanın yollarına bakmalıyız. Richard L. EVANS´ın güzel bir sözü var: “Her şeyin bakıma, ilgiye, izlenmeye ihtiyacı vardır, özellikle hayatımızdaki en hassas ilişkilerin. Ve evlilik de bir istisna değildir. İhmal edilen bir şey olduğu gibi kalmaz, mutlaka bozulur.

Reklamlar

>Mutlu evlilik için 10 altın kural

>Mutlu evliliğin 10 altın kuralı

Her gün bir boşanma haberi duymaya alıştık artık. Büyük bir aşkla evlenip iki ay sonra ayrılanlar artık bizi şaşırtmıyor. Çevremizde ilk günkü gibi birbirine aşık ve mutlu çift sayısı her geçen gün azalıyor.

Asıl bizi evliliklerinin ellinci yılını kutlayan ve bunca zamana rağmen hala birbirleri için deli olan çiftleri görmek şaşırtıyor. Hatta bunu başaramayanları kıskandırıyor bile. Onlar nasıl ilk günkü gibi mutlu olmayı başarıyor diye hiç merak ettiniz mi? Ya da o mutluluk tablosundan etkilendiğiniz olmadı mı hiç?

Evet bunun bir sırrı olmalı… Bir çiftin evliliklerinin 25. yılında bile hala birbirleri hakkında yeni birşeyler öğrenmesinin, birbirilerine bakarken gözlerinin içinin parlamasının ve ilişkilerindeki heyecan dolu kıvılcımın bir nedeni olmalı. Böyle kaç tane çift tanıyorsunuz? Eğer mutlu ve uzun süren bir evlilik istiyorsanız bunu başarmış çiftleri gözlemleyin. Ve asla onların öğütlerini kulak arkası yapmayın. Bu arada mutlu bir evliliğe sahip olmak için 10 altın kural niteliği taşıyan aşağıdaki maddelere göz atmaya ne dersiniz? Hatta bu kuralları sadece okumakla kalmayın uygulayın da…

1. Aynı zamanlarda sinirli olmayın: Çiftlerin aralarında bazı anlaşmazlıkların olması ve zaman zaman ufak tartışmaların yaşanması elbetteki çok doğal. Ancak önemli olan tarafların aynı zamanlarda cok sinirli ve fevri hareket etmemeleri olsa gerek. Eğer eşiniz sinirliyse siz alttan almaya çalışın. Bir daha geri dönüşü olmayan sözlerden ve hareketlerden kaçının. Haklı olsanız bile ortamın sakinleşmesini bekleyin ve bir süre sonra düşüncelerinizi ılımlı bir ses tonuyla belirtin. Hem böylece istediklerinizi yaptırma şansınız daha da artacaktır. Unutmayın ki tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarır diye boşuna söylememişler…

2. Birbirinize bağırmayın: Bir tartışma esnasında o sesini yükseltti diye siz de sakın bağırmaya başlamayın. Bağırmak hiçbirşeyi çözmeyecektir. Sadece durumun biraz daha karışmasını ve hatta sarpa sarmasını sağlar o kadar. İki taraf da aynı anda birbirine bağırıp, çağırırsa sadece gürültü çıkarmış olursunuz. Sesinizi hiçbir koşulda eşinize karşı yükseltmeyin. Sevgiden önce aranızdaki saygıyı koruyabilirseniz uzun yıllar süren mutlu bir evliliğiniz olur.

3. Eleştirilerinizi yumuşatın: Tabii ki eşinizin bir takım hareketlerini beğenmeyebilirsiniz. Ve konudaki düşüncelerinizi dile getirmekte de özgürsünüz. Ancak önemli olan bunu nasıl yaptığınız… Onu değiştiremeyeceğinizi bilerek hareket etmelisiniz. Sözlerinizin olumlu yönde, sevgi dolu ve ılımlı olmasına özen gösterin. Yoksa hiçbir işe yaramaz. Sadece onu kırmış ve üzmüş olursunuz o kadar. Şu hareketinden nefret ediyorum yerine, hayatım bence böyle davranmak sana hiç yakışmıyor diyebilirsiniz. Ne dersiniz böylesi daha yapıcı olmaz mı?

4. İktidar savaşına girmeyin: Eğer tartışmayı mutlaka birinin kazanması gerekiyorsa bırakın eşiniz kazansın. Aşkın bir iktidar savaşı olmadığını ve incelik istediğini bilerek hareket edin. Evlilik bu durumu daha da hassaslaştırır üstelik. Tartışmayı kimin kazandığı ya da kaybettiği ne kadar önemli sizin için? Bu konuda sakın hırslı olmayın. Neticede böyle küçük hasaplar yaparak bir ömrü o insanla geçiremezsiniz.

5. Geçmişi geçmişte bırakın: Hiçbir zaman geçmişte yapılan hataları tekrar tekrar eşinize hatırlatmayın. Herhangi bir tartışma esnasında, birden bire konuyla ilgili ya da ilgisiz eşinizin çok eskiden yaptığı bir hatayı gündeme taşımayın. Bu konuyu saptırmanızın yanısıra olayı uzatmanıza da neden olacaktır.

6. Birbirinizi ihmal etmeyin: Niye evlendiğinizi unutmamalısınız. Hayatı, üzüntülerinizi ve sevinçlerinizi paylaşmak, hayattan iki katı daha fazla keyif almak için evlendiniz öyle değil mi? Birbirinizden farklı hayatlarınız olabilir, eşiniz maça giderken siz de eski kız arkadaşlarınızla dışarı çıkabilirsiniz. Bunlar evliliğinizi monoton ve sıkcı bir havaya girmekten kurtaracak küçük detaylardır. Ama bir plan yaparken eşinize hiç danışmıyor, onun fikrini almıyor ya da arkadaşlarınıza ondan daha fazla vakit ayırıyorsanız yanlış yoldasınız demektir. Önemli olan dengeyi kurmanız ve eşinizi herşeyden öte tutmanızdır.

7. Yatağa asla küs girmeyin: Gün içinde birçok şey yaşamış ve hatta şiddetli bir kavga etmiş olsanız da yatak odanıza dolasıyla yatağa asla dargın girmeyin. Yatmadan önce mutlaka tüm sorunlarınızı halledin. Aranızda çözülmemiş ve açıklığa kavuşmamış bir problemin olması ertesi günün de keyifsiz ve cansıkıcı olacağı anlamına gelir. Tartışmaları uzatan taraf olmayın. Yatak odanız sizin için özel bir dünya. O odaya sorunlarınızı taşımayın.

8. İltifat edin: Gün içinde en azından biri kere hayat arkadaşınıza güzel bir söz söyleyin. Eşinizin sizden güzel bir söz duyduğundaki mutluluğunu hiç fak ettiniz mi? Dünyadaki birçok kişinin onu hoş ya da çekici bulması bir yana asıl önemli olan sizin ne düşündüğünüzdür.

9. Özür dilemeyi bilin: Eğer yanlış bir şey yaptıysanız bunu itiraf edin ve özür dileyin. Hata yapmanız dünyanın sonu değil ki zaten. Önemli olan bunu fark etmiş olmanız. Ancak tabii ki bunu alışkanlık haline getirmeyin. Nasılsa özür diliyorum konu kapanıyor diye düşünmeyin.

10. Bir tartışma için iki kişi gerektiğini unutmayın: Bir düşünün bakalım tartışmalarınız neden çıkıyor ve nasıl büyüyor? Acaba sadece karşı tarafı suçlamak ne kadar gerçekçi? Sizin hiç mi payınız yok tartışmalarda. Elbetteki vardır. Bunu itiraf etmekle başlayın isterseniz ilk olarak işe. Kendinizi eleştirmekten korkmayın. Hep eşinizi suçlayarak bir yere varmadığınızı ve kimi zaman da hatanın kendinizide olduğunu kabul edin.

kaynak Hürriyet gazetesi

Bana Ulaşmak için

meva_celik@hotmail.com.. Sizde resimli özel ve güzel yemek tarifleriniz varsa bu adresime gönderin yayınlayayım...
%d blogcu bunu beğendi: