Annelik

DSCN9498

Annelik….

İlk önce aşktır annelik. Karşılıksız, koşulsuz, tükenmeyen, parmak uçlarımdan her bir saç telime kadar sarıp sarmalayan bir aşk hem de benim için. Hayatınızda tatmadığınız bir duyguya hazır olun. Garanti veriyoruz, böylesini a
sla görmediniz.

Annelik büyümektir. Herşey olabilir bir kadın, her yaşta herşey olur, yeri geldiğinde sonsuza dek hep çocuk kalır. Ama anneysen eğer, büyürsün. Belki sadece çocuğun için, onun gözünde; ama mutlaka büyürsün. Siz de büyüyeceksiniz. Bebeğinizle birlikte günden güne, her bir gülücük, her bir harf büyütecek sizi.

Annelik emektir. Uykusuz gecelerde, ateşlenen yavrunun başında tutulan nöbetlerde, süt olsun diye içilen bir tas kompostoda, okulun kapısında, ütülenen gömleklerde, boyanan ayakkabılarda, örülen saçlarda, kesilen tırnaklarda, mutfakta, sokakta, ayakta, ötede, beride… Hepsinde emeği vardır annenin. Öyle ya da böyle… Bunu daha hastanede geçirdiğim ilk gecede anlamıştım. Kimseye bu kadar emek vermedim hayatımda. En sevdiğim dediğim kocam için bile katlanmadım bunların hiçbirine. Sadece oğlum için eyvallah diyorum bütün zorluklara. Böyle büyüyecek aramızdaki sevgi. Emek harcamadan anne olunmuyormuş bunu öğrendim. Bu yüzdenmiş ki doğuran değil, büyüten annedir der büyüklerimiz.

Annelik öğrenmektir sonra. Her gün o kadar çok şey öğreneceksiniz ki bebeğinizden, siz bile şaşırıp kalacaksınız bu işe. Bir minik el çırpmanın, çarpık bir gülücüğün, ağzından çıkan her bir sesin değerini bileceğiniz gibi; gaz çıkartmanın, düzenli kaka yapmanın, deliksiz iki saat uyumanın da değerini öğreneceksiniz. Alim olacak kadar çok kitap okumuş olsanız bile, yaşayarak öğreneceksiniz. Siz ona öğretmeyeceksiniz, o size öğretecek. Ağlaya ağlaya, bağıra çağıra öğretecek size bunları. Siz de ” peki” diyeceksiniz.

Başka…

Gurur duymaktır annelik. Bu sevilesi varlığa sahip olunduğu için, böbürlenmektir, mest olmaktır.

Huzurdur annelik. O minicik kat kat gıdıdan bir dolu nefes çekildikten sonra, o koku dünyanın en şahane aromasıymışçasına huzur bulmaktır.

Annelik fedakarlık yapmaktır. Kocadan, uykudan, kitaptan, oyundan, gezmeden feragat etmektir.

Annelik güçtür. Bir kadının en güçlü hali…

Mutluluktur, hüzündür, endişedir, korkudur…

En önemlisi annelik başlayan, ve hiç bitmeyendir. Şimdi minicik olan o ayaklar yürüyüp koşmaya başladığında da, okullar bittiğinde de, başka yuvaların fertleri olunduğunda da gitmeyen o duygunun adıdır.

İYİKİ ÇOCUKLARIM ANNEM YANIMDAYKEN OLDULAR VE BANA ANNEMİM NE KADAR KIYMETLİ VE DEĞERLİ OLDUĞUNU GÖSTERDİLER…

İstanbulda organik yaşam

 

Bu nasıl bir başlık  Meva dediğinizi duyuyorum 🙂

Bu başlığı size anlatacağım şimdi.

İstanbul gürpınarda babamın bahçesi organik beslenmemiz için bize gerekli imkanları sağlıyor.

Deniz deseniz 5 dakikalık mesafede

Elma derseniz hemen dalında

Ya erik off o zaten dalında dolu ve babam işten geldiğinde torunuyla mini bahçe turu yaptığında hepimize 2 şer 3 er toplayıp elleriyle getirdiği an hemen şöyle bir silip ağzımızda…

Mesela bugun bahçenin patlıcanlarından karnıyarık yaptım kalimin sahibi kendini durduramadı tam 4 tane yedi lezzeti öyle güzelki organik ürünün.

Sabah kahvaltısında çocuklarıma nerden geldiğini nasıl yetişdiğini bildiğim yumurtalardan domateslerden gönül rahatlığıyla yedirmek demek.

Sabah olunca horoz sesiyle uyanmak kafamı camdan uzattığımda babamın hemen camımızın altında fırını inşaa etmesi ve kendi kendine ilahi mırıldanmasını dinlemek demek

Ufak kızım erkenden uyandığında onu kapıp anneannesinin yatağına bırakmak ve onun rahat huzurlu olduğundan emin olmak demek Tabiki ardındanda güzel bir uyku çekmek demek :):)

Çok anlattım değilmi ama merak etmeyin resimlerde var en son 🙂

Şuanda ise inanın sabırsızlıkla nektarinlerin olgunlaşmasını beklemekteyim hani şu aşşağıda gördüğünüz varya onların işte

Aşağıdaki resim ise babamın elleriyle topladığı eriklerimiz.

 

Ewet yanlış görmüyorsunuz bunlar duttt….

Gerçek karanfil kokusuna sahip babamın ve annemin gelip geçerken kokladıkları oğlumun deyimi ile peempe çiiçiik

 

Elmalarrr resimi çektiğim zman yeşillerdi ama şimdi kızardılar ve yemelik oluyorlar artıkkk

Ihlamurlar altında ki hamak köşemiz

Bahçemizin bir köşesi

Dedesinin torunu için yaptığı kum havuzu. İnanın oğlum öyle çok vakit geçiriyorki bir ohhh diyorum 😉 😉

 

Veee eklemeden geçemediğim canım babam ve oğlumun hamak keyifleri….

Şimdilik bukadar fakat daha bahçemizle ilgili daha çok ekleyeceğim yazı ve resimlerim var zamanla artık inşaallah….

Oruç sabrın yarısı ateşe perde olur Mükâfatı büyüktür oruçlu felâh bulur


Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir.

Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap,

başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz,

başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir.

Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur.

O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir.

O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten,

onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur.

Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi.

Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur.

Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir.

Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır.

Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Kur’an-ı kerim, Ramazanda indi. Kadir gecesi, bu aydadır.

Ramazan-ı şerifte, iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir.

Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.

İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini,

yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir.

İbadet etmek de zaten bu demektir.

Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, 

(Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ)

                                                                               duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.

 

Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken,

binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır.

Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ,

bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu,

beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin! Âmin. (Mektubat ,1.c. 45.m.)

Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur.

Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir.

Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.

 

HAYIRLI RAMAZANLAR

Oruç açarken

Sual: Orucu hangi gıda ile açmak gerekir?
CEVAP
Sünnet olan hurmayla, su veya sütle açmaktır. Bunlar da yoksa meyve veya sebzeyle açılabilir. Mesela zeytinle açılır. Ateşte pişmiş şeyle, mesela ekmekle, çayla, çorbayla açmamalı. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(İftarı hurmayla açın, zira o berekettir. Şayet hurma bulamazsa suyla iftar edin, çünkü o temizleyicidir.)
[İ. Mace]

Bu konudaki diğer hadis-i şeriflerden üçü de şöyledir:
(Peygamber efendimiz, taze hurmayla iftar ederdi. Taze hurma yoksa kuru hurmayla, o da yoksa suyla iftar ederdi.) [Tirmizî]

(Peygamber efendimiz iftarını sütle de açardı.) [Dâre Kutnî]

(Peygamber efendimiz, üç hurmayla veya ateş dokunmamış bir şeyle iftar ederdi.) [Ebu Ya’la]

İftar vakti dua
Sual:
İftar açmadan önce dua etmek uygun mudur?
CEVAP
Çok iyi olur. İftardan önce yapılan dua kabul olur. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Oruçlunun iftar vaktinde geri çevrilmeyen [kabul edilen] bir duası vardır.) [İ. Mace]

(Oruçlunun duası reddedilmez.) [Tirmizi]

Mesela şöyle dua etmek iyi olur: Euzü ve Besmele çekilip, (Allahümme yâ vâsi’al-magfireh, igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-mü’minîne vel mü’minât yevme yekûmülhisâb) denir.

Manası şöyledir:
(Ey mağfireti çok geniş olan Allah’ım! Kıyamet günü hesaba çekilirken, beni, ana babamı, hocamı, erkek ve kadın bütün müminleri affet!)

Kaynak: http://www.dinimizislam.com

İhlas kuzuluk kaplıca evlerinde doğa ile iç içe yaşam

Dışarıda ılık bir hava meltem rüzgarları esmekte sanki ağaçlar fısıltıyla konuşuyorlar kendi aralarında.

Hayat ne garip, gündüzün hareketinden eser yok gecede.

İnsanlar karıncalar gibi, akşam olunca kayboluyorlar.

Sabah olunca birer birer çıkıyorlar yuvalarından dışarı.

İyi veya kötü hepsi yaşam telaşında.

Omuzlarında onca yük bütün gün birbirlerine çarpa çarpa akşamı edecekler .

Biten bir günün yorgunluğunu atacaklar yine gecede….

Nihayet bu zorlu, yalnız gece sona eriyor.

Yeni bir güne daha merhaba…

Merhabanın anlamı benden sana zarar gelmez demekmiş.

Ne hoş bir anlamı var değil mi… ?

Bize zarar vermesin diye, merhaba diyelim o zaman yeni doğan güne.

Merhaba diyelim o zaman herkese, bizden zarar gelmeyeceğini anlasınlar diye….

Şafak vakti kuzuluk pazarında gezinirseniz eğer ohh! mis gibi ekmek kokuları gelir burnunuza.

Teyzelerin yaptığı bazlamalar karşılar sizi her tezgahta sıcacık mis gibi Birde hakiki tereyağını kaptığınız zaman o bazlamanın tadına doyum olmaz işte 🙂

Kuzuluk bir başka güzeldir dağ orman havası dışarıda kaplıca suyu içeride insanın şifalı sudan dışarı çıkası gelmez mis gibi orman havasından içeri giresi gelmez.

Hele sıcacık yeni sağılmış sütlerden alıp kaynatmak yoğurt mayalamak kuzuğun özel yanlarından biridir…

Anneler gününde kuzuğa gidip 3-4 gün geçirmiştim sizler için bol bolda resim çektim çok özür dilerim ama anca yayınlama fırsatı buluyorum…

Çektiğim resimlerin altlarına açıklamalarını yazacağım.

Ggünün birinde İHLAS KUZULUK KAPLICA larına gitme fırsatı bulursanız dediklerimi yapmanızı tavsiye ediyorum… 🙂 🙂

Kuzuluğun yeşillik içindeki yürüme yolları

Evimize giden yol

Kuzuluk teyzelerinin yaptığı bazlamalar 🙂

Bunlarda kış için  hazırlanan yufkalar ve erişteler.

Şerefiye tesislerinde şıkır şıkır akan su eşliğinde bir akşam yemeği

Yemekler gelene kadar resim molası

  

Yemekten önce gelen atıştırmalıklar. Aslında tereyağ ve balda vardı ama ben çekene kadar yok oldu 🙂

Annemin yediği ızgara köfte

Eşimin yediği karışık kebap

Anneannemin yediği kiremitte köfte

Nacizane benim yediğim güveçte kaşarlı mantar.

Karnımızı doyurduktan sonra biraz daha etrafa bakınıp ailecek resiim çekinip doğru kıl çadırda birer çay kahve nargile molasına gittik

Bunlarda sabah hepimiz uyurken eşimin gidip sıcakcsıcak aldığı el açma gözlemeler.

Ve son olarak annemin torunları için hakiki köy sütünden mayaladığı yoğurtlarımız…



>Dost ve arkadaş

>Arkadaş evinize geldiğinde misafir gibi davranır,
Dost geldiğinde buzdolabını açıp istediğini alır.
Arkadaş senin ağladığını görmez,
Dostunun omuzu ise senin gözyaşlarınla ıslanır. 

Arkadaş davetine katılınca bir paket hediye ile gelir,
Dost sana yardım etmek için erken gelir; toparlanman için geç gider.
Arkadaş, onu o yattıktan sonra ararsan rahatsız olur,
Dost neden bu kadar geciktiğini sorar, derdini anlatmak için,
Arkadaş bir kavgadan sonra her şeyin bittiğini düşünür,
Dost ise tekrar arar.
Arkadaş senin daima onun arkanda olmanı ister,
Dost ise her zaman senin arkandadır.
Arkadaş zaaflarınızı öğrenir ve onları kullanabilir,
Dost zevklerinizi öğrenir ve onlara hitap eder.
Arkadaş zayıflıklarınızı bilirse başınıza kakar,
Dost zayıflıklarınızı bilirse örtmeye çalışır.
Arkadaş sizi ikinci görmek ister,
Dost ikinciniz olmaktan şeref duyar
Arkadaş sıkıntınız olmadığında yanınızdadır,
Dost sıkıntınız olduğunda size koşar,
Arkadaşlarınıza siz huzur vermeye çalışırsınız,

Dostlarınız size huzur vermeye çalışır.


>Sevdiğime…

>

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet.
Yüreğini elime koyduğunda anladım…

”Sana ihtiyacım var, gel!” diyebilmekmiş güçlü olmak.
Sana ”git” dediğimde anladım…

Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek.
“Git” dediklerinde, gittiğimde anladım…

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım…

Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak.
Gerçekten pişman olduğumda anladım…

Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş.
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış.
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım…

Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi.
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım…

Sevgi emekmiş.
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…

Sevdiğimle Yaşlanmak İstiyorum…
Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyim istiyorum.
Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol
istiyorum.
Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım ki, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı.
Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız.
Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız.
Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Sonra çocuğumuz olmalı,
Düşünsene senin ve benim olan bir canlı.
Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız.
Sen arada mızıkçılık yapmalısın ve ben söylenerek almalıyım sıranı. Yorgun
olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta
kırmalısın.
Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken, her şey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Her
şeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden
Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz
olmalı.
Saçlara düşünce aklar, yada gidince aklar, çocukları güvence altına alıp
gitmeli bu şehirden.
Kavgasız, her sabah cinayetle uyanılmayan, sessiz bir yere
gitmeliyiz.
Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve
gelip benden kahve istemelisin.
Çocuklar gelmeli ziyaretimize, geçmişteki hareketli günlerimizi
anımsamalıyız.
Ben, “Bey” demeliyim sana, sende “Hanım”.
Öyle sevmelisin ki beni bu yazdıklarım korkutmamalı seni.
Tebessümler açtırmalı yüzünde.
Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde.
Birbirimizi sevmenin gururu olmalı her şeyde…

Bana Ulaşmak için

meva_celik@hotmail.com.. Sizde resimli özel ve güzel yemek tarifleriniz varsa bu adresime gönderin yayınlayayım...
%d blogcu bunu beğendi: